Ramazan Güncesi VII

 

Girizgah:Her şehre bir kapıdan girilir.Gönül şehrinin kapısı sevgidir.Nasıl ki demiri şekillendiren ateşin şiddeti ise insanı olgunlaştıran da sürdürülebilir şiddetli bir sevgidir.Buna aşk denir.Suyun toprağa,yaprağın güneşe kavuştuğu gibi bizi en mesud bir zamanın o kutlu dergahına kavuşturan yüce Rabbimize hamdolsun.Her şehre bir kapıdan girilir ve o kadim yazıt insan için dipdiridir: Heva yok,köklü sevdalar biriktir yüreğinde,demir tavında dövülecek insan ancak takvasıyla övülecektir…

I.Gün: Bana felekiyattan, hikemiyattan söz et dostum.Hangi ayna ötelerden suret verir? Hangi rüzgar sonsuzluk nefhasını sana getirir? Kalbleri diriltecek o yüce fikir nedir?Hilkatin aynası, hakikatin tarlası nerededir?Senin aynan bin parça, coğrafyan kan revan…Ellerinde nasırlar hasbahçende kasırgalar… Feyz yollu gelen irfan duyguları elbet mühimdir,ondan daha mühim olanı bu duyguların etkin bir düşünce evreninde imanla yeşertilip ilimle geliştirilerek yeryüzünü ıslah edecek bir medeniyet öğretisine dönüştürülmesidir.Şimdi mühimden en mühim olana yol alma vaktinde oruçla gelen taptaze bir başlangıca merhaba diyebiliriz!..

II.Gün:”İyiyi kötüden ayırma melekesine ahlaki bilinç denir.Bu bilinç gerçek olanla ideal olanı mukayese eder ve yalnızca olan üzerine değil aynı zamanda olması gereken üzerinde icra eder.Ahlaki bilinci kuvvetlendiren tövbe insanın yeniden kendi olma umududur”der Henri Bergson. İnsanın yeniden kendi olma umudunu idealize eden muhteşem bir manevi ayın kıyı bucağında ahlaki bilincini yükselterek tüm varlığıyla bir iç yolculuk davetine icabet edenlere sonsuz selam olsun.

III.Gün:Fetih;kapalılığı ve güçlüğü gidermek,bir şeye çözüm getirmek demektir.Kimin göğsü İslam’a açılırsa o büyük bir fetihle müşerreftir. Kim barış yolunu tutarsa o en nitelikli fetihlerle müjdelenecektir.Hüdeybiye barışı Hayber ve Mekke fethinin önünü açtığı gibi bugün bizim iç barışımız da hiç kuşkusuz bir gönül medeniyeti ufuklarının tüm insanlığa açılmasına vesile olacaktır.Gerçek fetih hak davasında vakarla yürümek ,hakikat uğruna hayatı feda ederek hikmet ve marifetin sırlarına ermektir.İman ve vatan davasıyla dopdolu olan her söz bir ganimet her eylem bir fetih her yürek bir fatihtir!..

IV.Gün:Oruçla besinlerimizdeki koruyucu renk ve tat verici kimyasal maddelerden kurtulup ruhun o haz verici yüksek bilinciyle tatlanmak ne güzeldir.Oruç tutarak hücrelere,dokulara ve kan damarlarına yenilenme imkanı sunduğumuz gibi kalbimizin de yepyeni bir fikriyatın eşiğinde tazelenmesine müsaade etmeli,ölü düşünceleri terkedip aksiyoner ruhçuluğa doğru kararlılıkla yürümeliyiz. Aksiyoner ruhçuluk;ruhun kurallarını maddenin bağlı olduğu evrensel yasalarla geliştiren ve onu üstün bir verime dönüştüren dinamik bir diyalektik sürecin ta kendisidir.Ne mutlu o süreci öze dönüş eylemiyle tevhid edebilen yüreği gül kokulu o muvahhid erenlere…

V.Gün:Kalbi nilüfer çiçeklerinin yaprakları gibidir hakiki oruçlunun …O yapraklar bir “Lotus Etkisi”yle kir ve lekeyi bünyesinde tutmazken rabbin yasasına tam boyun eğen bir oruçlu tüm dünyevi kir ve lekeyi nasıl kalbinde tutabilir ki! Nilüfer çiçeğinin yapraklarına kendi kendini temizleme sistemini bahşeden rabbimiz orucu da ruhumuzun mukavemetini artırmak ve kendine yaklaştırmak için büyük bir arınma sistemi olarak cümlemize armağan etmiştir. Şükür vaktinde,hamd ikliminde,ah göğü tutuşturmada bu iman,bu kudsi armağan…

VI.Gün: Hz.Peygamber, savaşta ön safta çarpışanlara rabbin gülümseyeceğini,rabbin gülümsediği kişinin de hesaba çekilmeyeceğini,cennetin en yüksek yerine çıkacağını bizlere haber vermiştir.Ölüm bedene özgüdür.İnsanın hakiki benliği bedene canlılık veren ruhudur.Allah yolunda can verip beden elbisesini terkeden ölümsüzlüğün tavizsiz erleri manevi derecelerin en yükseğine çıkacak ve onlar sonsuza dek hakikatin sırrıyla sırlanacaklardır.Ey rabbimiz bizi şühedanın yolundan ayırma!..İman ve vatan davasında basiret ve cesaretimizi artır!..Şu cennet vatanda bozgunculuk yapmaya yeltenenlere karşı bize hiç bitmeyen bir mücadele azmi ver!..

VII.Gün: Hz.Musa “On Emir”i almadan önce kırk gün kırk gece oruç tutmuştur.Demek ki oruç, kıvama varmak ve bir hakikati tastamam kavramak için bedeni ve ruhu elverişli bir hale getirme çabasıdır.İftarın bir fıtrat çağrısı olarak yaklaştığı bir vakitte kalbimizi vahiy yurdu kılmak ve bir seher dirilişi olan sahurda gökkuşlarla sonsuza savrulmak en ulvi hedefimiz olmalıdır.Şüphesiz ki ramazan,hazzı muhabbet,rızkı bereket olan bir gök sofrasıdır.O sofrada iman vardır,irfan vardır,hep çileyle kanayan bir vicdan vardır.İmanın,irfanın ve vicdanın kıyısında bize bir büyük yakarış gerek,bir büyük uyanış gerek,yokluk denizini geçip varlık şuuruna sükunetle gülümseyerek…

VIII.Gün : Avrupa değerleri palavrasından dünya vatandaşlığı sahtekarlığına kadar özümüze yabancı ne varsa bünyemizden sökülüp atılmalıdır.Zeytinlikler de dahil bu ülkenin yerli,milli,insani tüm değerlerine her zaman sahip çıkılmalıdır.Ramazanı hem kalbimiz hem de zihnimizdeki tasfiye ve tezkiyenin en güçlü mekanizması bilmeli,büyük değişim ve kudretli dönüşüm için asrın idrakini hep beraber titretmelidir.Doğrulukla varolmanın ve dosdoğru kalmanın o ıstıraplı yollarında Hz.Peygamberin çağları aşan ve insanı tepeden tırnağa sarsan şu hikmetli uyarısına yeniden kulak vermelidir:

“Bir kimse yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa,biline ki o kimsenin yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın asla ihtiyacı yoktur!..”

IX.Gün:Oruç;büyük kurtuluş köprüsünden ahde riayetle,dupduru bir samimiyetle geçip gidecek olanlara sıkı bir maddi disiplinle birlikte etkin bir manevi yönelimi telkin eder.Rabbimizin “…umulur ki korunursunuz” diyerek üzerimize farz kıldığı her türlü kötülük savar mahiyetinde çelikten bir kalkan olan oruç, sosyal adalet nizamı için de en güzel bir tefekkür havzasıdır. Açlığa ve susuzluğa tahammül öğretisi yoksulluğun yeryüzünden kaldırılması ile neticelenmiyorsa oruçla heybemizde biriken bir takım estetik değerler ve mistik öğelerin bize kalıcı bir faydaya dönüşmesini bekleyemeyiz. Aslolan tüm kurtuluş eylem ve ritüellerinin bireyden topluma bir intizam içinde süratle yayılması ve ihtiyaç fazlasının dengeli bir şekilde paylaşılmasıdır!..

X.Gün:Oruç kadim bir şifa iksiri olarak kalbe enjekte edilip olumlu etkisi çarçabuk hissedilen bir iyimserlik aşısıdır.Kötümser olanların düştüğü kaygısal bataklık ve depresyonik çıkmazdan kurtulabilmeleri için ramazanla gelen riyazetin daha da derinleştirilmesi gerekmektedir.Dünya zindanından uhrevi limanlara en güvenli çıkış yolu oruçla açılır ve oruç ruha kasvet veren tüm hezeyanları yavaş yavaş ortadan kaldırır.Fırtınalı denizden sakin bir limana sığınmakla devasa acılar bir nebze dindirilebilir. Bu da insanın kendini düşük değerlendirme ve abartılı övgülemesinden uzaklaşmasıyla mümkün olabilir ancak. Metafizik ve metapsişik açıdan ruhun kemale ermesi ve dengeye gelmesi insanın ebedi mutluluğunun temel sebeplerindendir!..

XI.Gün:Ölüm korkusunun hafifletilmesi ve giderilmesinde oruç ibadeti önemli bir rol oynar.Bütün canlıların ortak yazgısı ölümün aşılması korku duvarlarının yıkılmasıyladır. İnsanın özbenliğinde tutup gerçek sandığı mitolojik rivayetler ölüm korkusunun en gizli ambarıdır.Oruç hali insanda sürekli bir arınmayı zorunlu kıldığından onun nefsini sarmalayan vehim dalgaları arınmış bir kalble bir bir kırılır. Böylece hikmet pırıltıları kalbi kuşatmış,mümin, ötelerin hazzını tatmış olur.Orucun ruhdaki metafizikası arttıkça ölüm endişesi azalır.Ve insan iki sevincin o gül sağanağında sonsuza doğru mutlak hakikata bağlanmanın coşkusuyla daima mütebessim yol alır…

XII.Gün: “Kitabını oku!..Bugün sana hesap sorucu olarak nefsin yeter” ilahi beyanını unutma!..Ey yolcu, kitabını oku,kitabın okunmadan, bak dünya kıyamete ilerliyor hiç durmadan… Oruç sana yazıldı,kitap kalbine açıldı, hatırla!..Düşün,her insanın amel defteri kendi boynuna dolanacak ve insan o dehşetengiz hesap gününde yapayalnız kalacak.Ey yolcu,kalk ve ruhunu uyuşukluktan kurtar!..Kurtarıcılardan da kurtul, kendine yepyeni bir yol bul !.. Yol açık,ufuk berrak,gün bugündür.Aşk öğünün,takva övüncün, Kur’an öğüdündür. Ey yolcu, kalk ve yürü, dem bu demdir,gün bugündür!..

XIII.Gün: Yeni kaynaklara el koyma ihtiyacıyla Ortadoğu seferine çıkan haçlı ruhu, eski kılıç dansından yepyeni kılıç yaraları açmanın derdinde, dört asırlık kesintisiz bir sömürgecilik ve Batı hegamonyasını sürdürme emelindedir. Üçüncü dünya savaşı eşiğine doğru acımasızca sürüklenmekteyiz. Bugün Amerikan rüyasına yatanlar yarın emperyalizm kabusuyla uyanacaklardır.Hamuru Batının teknesinde yoğuranların, testiyi onların çeşmelerinde dolduranların ekmeği de suyu da zehir hükmündedir.Ramazan her türlü zehir etkilerinden kurtulma ümidi ve seferine dönüşmedikçe esaretten kurtuluş büsbütün hayaldir.Oruç öğretisi çiledir ve bize zafer müjdesi antiemperyalist bilinçlenme ve o hiç tükenmeyen mücadele azmidir!..

XIV.Gün:İslamiyeti Anadolu ve Mezepotamya’dan bütünüyle söküp Arap Yarımadası’na hapsetmek isteyen Batılıların en büyük korkusu İslam ordularının en kahramanı olan Türklerin Ortadoğu’da bir büyük güce ulaşıp emperyalist yayılmayı durduracak olmasıdır.Kıtaların çatışma alanında İslam ülkelerini birbirine düşürerek doğalgaz ve petrol havzasını tamamen kontrol altında tutmak ve “Büyük İsrail”e giden yolları açmak emperyalist güçlerin ana hedefidir.Düşman bu kadar sistematik ilerlerken müminlerin de bir an önce mezhep taassubunu aşması,kitap ve hikmet yolunda buluşması şarttır.Aksi durum gaflet,dalalet ve hıyanetle gelecek olan bir büyük felakettir!..

XV.Gün:Vaiz sen sustun fakat tarih susmayacak, satılan meralar için dağlar ağıt yakmakta,üstünden yol geçen yaylalar ağlamaktadır.Ellerinde yabalarla dillerinde o ulu sadalarla bir halk isyanın tam ortasında onu senin kürsün daha ne kadar saklayacak,kaç mera, yaylak ve kışlak daha bozguna uğrayacak?.Vaiz sen sustun fakat hakikat erleri susmayacak,o kutlu elçinin “İnsanlar üç şeyde ortaktır:Su,ateş ve otlak…” kelamını tüm cihana duyuracaktır.Vaiz sen susma anlat,hakkın yolu tabiattan zulmün yolu tahribattan geçer.Anlat ki güneşin kalbi solmasın asfalt uçurumlardan…

XVI.Gün:Oruç bir sabır eğitimidir.Sabır lügatte hapis anlamına gelir.Bu lügavi gerçeklikle sabır nefsin emrettiğini hapsetmek demek olur.Oruçla hedeflenen de tam olarak bu değil midir? En esaslı ruhi terbiye sabırla elde edilir sabır ise oruçla…Hz.Peygamber ” Makbul sabır musibetle karşılaştığın ilk andakidir ” demiştir.Musibet vakti dilin ve kalbin gevşeme ihtimalini ortadan kaldırmak için oruç idmanında sıkı bir gayret sarfetmeli, beş duyu,akıl ve kalbi hassaten kuvvetlendirmelidir. Makbul sabır iman ve ahlak temelli tam tahakkuk etmiş bir salih amelle sükunete yürüme erdemidir.Sükunet iklimi öfke nöbetlerinin de panzehiridir.Bir sinir enerjisiyle gelen her türlü sivrilikler,fevrilikler bir kalb eğriliğidir.Oruç;nice eğrilikleri doğrultmanın fıtrat mekaniği,belanın en zorlu olanına bile katlanma dinamiğidir!..

XVII.Gün:”İnsanlar uykudadırlar öldüklerinde uyanırlar”der Hz.Ali.Nefsinin heva ve hevesini öldürenler daim uyanıktırlar ve onlar bu uyanıklıkla her türlü düşmana karşı canhıraş çarpışırlar.Ramazanda uykular azalır bu azalış cana ferahlık veren bir tatlılıktır.Mezarda tatlı bir uykuyla kıyameti karşılayıp oradan da haşre uzanmanın adeta canlı provasıdır aslında bunca ruhi çabamız ve yaşadığımız…O büyük günün dehşetine karşılık rabbe koşulsuz bir teslimiyeti kalblere yerleştiren bir oruç mevsimini daha idrak etmekte, ilhamı ve ikramı bol gönül bahçelerinden en çocuksu sevinçlerle geçip gitmekteyiz hepimiz…

XVIII.Gün:Her mevsimde yeşeren yepyeni bir hikemi gerçeğin kıyısında dolaşmalı insan,ramazanın tüm aylara uğramasını inceden inceye düşünmeli inanan…Dönüş rabbimizedir.Soru keskincedir:Yalnızca kendi ekseni etrafında dönen insanın hali nicedir? Hilkatin tecellilerine tanık olmak için oruç ne güzel bir hikmet menzilidir.Ve taa gönülden korku ve ümit ile yapılmış o gül dualar öze dönüş dilekçesidir.O dualar ki acziyet ve samimiyeti duyuran ramazan gülistanında bir kurtuluş reçetesidir.Bunca reçete varken bunca ilaç yudumlanırken neden ruhun iniltisi dinmez, şifalar inmez diyen her faniye bize dua adabını öğreten o kutlu elçi çağlar öncesinden gerçeği bildirmiştir: “Kabul edileceğine güvenerek Allah’a dua ediniz ve biliniz ki Allah gaflet içinde bulunan bir kalbden gelen duayı kabul etmez!”…

XIX.Gün:Sükut orucu nedir?Hakikat konuştuğunda içtenlikle susman,kudsi vazife olarak kendinden kopup yalnızca hakkı sunmandır.Harun’un neslinden İmran kızı Meryem Rahman’a bir oruç adamıştı yüksek çeşmelerin o sessiz ve serin gölgelerinde… Rabbin yasası oluş sürecine girdiğinde onu durduracak hiçbir güç olmazdı.Bu yüzden tüm müfteriler yıldırım çarpmasıyla parçalanmıştı. Hakikatin ırmağı en gümrah bir şekilde akar insanın kalbine bir sükut orucuyla…Sükut orucu adanmış ruhların o ulvi mihrabıdır.Mihrab mescidlerin,sükut orucu ise kalblerin en nadide yerinde bir manevi rızık misali her öteliyi sonsuza dek özenle doyuracaktır.Çile de müjde de inananadır çünkü Rabbe adanışın bedeli ağır, ödülü ise her şekilde hafiflemek olacaktır.

XX.Gün:Allah adaleti emreder.Bu ilahi emirname bize adalet kavramını yeniden düşünme gereğini her vakit telkin edicidir.Adalet;her şeyi tam yerine koymak,her hususta ölçülü hareket etmek,hakkı yerine getirmek demektir.Adalet her meselede dengeye gelmektir.Değerlerin çözüldüğü,bir kesimin ısrarla hor görüldüğü,güçsüzlerin her daim sürüldüğü bir düzende adalet iddiası içi boş söylemden ibaret kalır.Evrendeki uyum ve dengenin bir an için kaybolması kozmik sistemi nasıl çökertirse adaletin gevşemesi de tüm sosyal nizamı temelinden dinamitler,yokeder. Gerçekten hakka inananlar için adalet;nefret dilini unutmak, hakkın yolunu tutmaktır.Yolu hak olan zulme sapmaz,zulme razı olan şeref ve haysiyetini koruyamaz…

XXI.Gün:İtikaf adanmak demektir.Mutekif münzevi bir haldeyken en yüksek ideolojik yoğunlaşmayla kendini davaya zihnen ve kalben hasreden kimsedir.Hedef ve ideallere tüm benliği ile kilitlenmek ve bu uğurda yoğun fedakarlık göstermek itikafa giren dava neferinin kudsi çabasını ifade etmelidir.İtikaftan maksat mistik tecrübelerle ruhani bir seyir içinde yüzmek değildir.Maksat davaya olan bağlılığı içsel fıkıhla kuvvetlendirmek,kalbi selim ile marifetullaha yürümektir.Şimdi itikafla; batıldan uyanma,mutlak hakikata sımsıkı bağlanma,şiddetli bir sevgiyle davaya adanma zamanı…Hakkı savunan ve ona adananlara sonsuz selam olsun…

XXII.Gün:Bir de “metropol bronşiti” çıktı azizim.Dünyanın karbon-oksijen dengesini ayarlayan ormanlar yokoldukça kim bilir ne tür hastalıklar daha kapımızı çalacak!..İnsanın sefaleti tabiatın ve hakikatın tahribiyle başlamıştır.İlk emirle gelen ilk vurgu Rabbin yaratıcılığınadır.Akarsular,denizler hızla kirleniyor,buzullar eriyor,atmosfer deliniyor,kimin umrunda?..Daha çok kazanma hırsı ve sonu gelmeyen tüketim çılgınlığına doğru sürükleniyor tüm dünya.Bugün imar rantı cana ilişiyor,iklim değişiyor,içimiz dışımız hepten çölleşiyor,kimin umrunda?..Hira kıl çekildiğimiz tüm mağaraları,ruhumuzu oruca yeniden başlat ve vahyi hücrelerimize kadar donat ya rabbi!..

XXIII.Gün:Bush’un Dışişleri Bakanı Condelliza Rice döneminde ülkelerde iç karışıklık çıkarmak amacıyla kullanılan “Creative Anarchy” (yaratıcı anarşi) adlı doktrin bugün de yürürlüktedir. Emperyalizme direnen ülkeler bu doktrinle çökertilmek istenmektedir.Ruhumuzun panzehir hüviyetindeki fikir atölyelerinde ramazanın manevi esintilerinden güç alarak antiemperyalist cepheyi zenginleştirmek adına ‘Diriltici enerji’ doktrinini geliştirmemiz ve küfre karşı tam ideolojik donanımla direnmemiz gerekmektedir.İç cepheyi bütünleyen, düşman cephesini tarumar eden yepyeni bir doktrinle güçlü bir seferberlik şarttır.Kurtuluş ancak topyekün bir seferberlikle kotarılacaktır.

XXIV.Gün:Meşhur bir ekonomi ve iş kültürü dergisi iftar için on mekan önerisinde bulunuyor.Önerilen mekanların çoğu Boğaz’a nazır eşsiz manzaralı saray yavrusu lüx yapılar…Kişi başı iftar bedeli ise en az kırk yoksulu bir iftarda doyuracak kadar…Ey bu mekanların müptelası nümayişperest küçük burjuva,ne olur,önemli iş toplantılarınızı bir başka bahara erteleyin,o bitimsiz kazanç hırsınıza iftarı alet etmeyin, fıtratı ezip geçmeyin.Binbir şerbetle bezeli o ışıltılı sofralarda müthiş lezzetleri tadarak orucunuzu açabilirsiniz,eşitsizliğin bedelini açlıkla nice milyon yoksul ödüyor ne de olsa…

XXV.Gün:Nefsin gemisi Titanik’e benzer ey yolcu, sen onu batmaz sanırsın ama bir gafletle felakete yuvarlanır görünmez buzdağlarıyla parçalanırsın.Nefsin meyli servete,şehvete ve şöhretedir.Hani o Avrupanın sayılı zengin ve ünlülerin bindiği kendi zamanının en lüks ve büyük buharlı yolcu gemisi ‘birinci sınıf yolcular’ zevk ve sefa içinde eğlenirken okyanusun o serin sularına gömülmüştü.Nefsin gemisi Titanik’e benzer ey yolcu,sular durgundur bir şey yok sanırsın,ay karanlıktır aldanırsın.İlk seyrin son seferin olur, gözyaşlarıyla hakikata uyanırsın.Ruhun gemisine batış yoktur ey yolcu,onun seyri öteleredir…

XXVI.Gün:Leyle-i Kadir:İstikamet gecesidir.Her hayrın kaynağı olan istikametin sonsuz ilahi semeresidir.O gece melekler ve ruh en a’li makam olan istikametin tecellisi olarak diriltici enerji sürekliliğinin en derin ifadesini bildirir.İstikamet üzre yürüyenler kesintisiz nimetlerle ödüllendirilir.”Rabbimiz Allah’tır deyip sonra doğru olanların üzerine melekler iner:Korkmayın üzülmeyin,size söz verilen cennetle sevinin derler.” O gece bir müjdedir, kendi iç sesini dinleyen her mü’min için hiç tükenmeyen bir hazinedir.O gece bir neticedir:Vera sahibleri kurtulur,dava naipleri cibrilin kanatlarında yepyeni bir hayat bulur…

XXVII.Gün:”Ekini biçmek için bir orak ya da tırpan yokluğu çekiyordum.Tek yapabildiğim şey gemiden kurtardığım silahlardan büyük bir kılıcı tırpan yerine kullanmak oldu”der Robinson Crusoe…Yalnızlığn ve çaresizliğin adasında nefsin hakimiyeti için icad edilmiş nesneleri terketmek yahud onu verimli bir üretime dönüştürmek Ramazanın en velud öğretilerindendir.Gök ekini biçtin mi ey yolcu?..Ruhuna umut aşılayan ve onu büsbütün varlık sahasına çıkaran mübarek bir aydan heybende ne var şimdi, kapkara bir hüzünden ve hep kurşuni gökyüzünden başka…

XXVIII.Gün:Bu nasıl bir yobazlık dürtüsüdür ki dondurma yiyen çocuklara güya dindarlık adına kin ve nefret püskürtülür hem de bir mabedin kıyı bucağında…Ey ham sofi,cübbeyi giyip sarığı takınca sanma ki has müslümansın aklı ve izanı bırakınca…İnsan sevgiden yaratıldı,merhamet onun kalbine bırakıldı,unutma!..Orucu tutmuş lakin haddi unutmuşsun ne yazık!..Bugün hakikat uzaktır sana,nefsin tuzaktır sana…Bak dünya ateş çemberi,çocuklar mahzun gülümser zorbalık yaşadığından beri…

XXIX.Gün: Ey ayların şahı,gönüllerin penahı, sana elveda…Hakikat denizinde yüzdürdüğümüz gemilerden ipince nağmeler yükseldi gökyüzüne.İçimizde mahya mahya ışıldayan günler gelip geçti.Ne hazin güfteler birikti güvertesi gülistan gemilerde.Ve imanlar tazelendi o esrik mevzilerde…Nice hasretler nakşedildi yüreklere sonsuzluğu resmeden kelimelerden…Ey ayların şahı, gönüllerin penahı, sana elveda…

Bayram: Sonsuzluk kıvamında bir muhabbet ruhundan mülhem daima hakikati arayan vicdan nurunu inkılap şuuruyla parıldatmak ve gönüllerin o kudsi ışığı iman ve irfan sadasını en aşki bir hazla tutuşturarak yeniden tüm cihana hatırlatmak dileğiyle Ramazan bayramınız mübarek olsun.

Edib Aykut ÇİÇEKLİ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !