Ramazan Güncesi VI

 

RAMAZAN GÜNCESİ VI

 

Girizgah:Yeni alem perdeleri açılırken toprağa düşen tohum gibi kalbimiz güneşe ve suya kavuşmanın sevinciyle en hayırlı bir zaman dilimine erişiyor şimdi.Ruhumuzun tezyinatıyla çiçeklenir mevsimler her hikemi saatlerin ve mabedlerin gölgelerinde...

Yeni alem perdeleri açılırken kalbimiz gök meclisinin ufkunda ve yalnızca alemlerin rabbinin huzurunda hiç durmaksızın barışa,yakarışa ve o kudsi varoluşa doğru...

 

I.Gün :Aşk yudumlar gül oluklu çeşmelerinden kadim bir güncenin tiryakiliğinde öteli derviş ve susar çatlayan dudaklarıyla, heybesi hüzündendir çünkü, bir mülteci yalnızlığında, garibce gülümser zamana...Buyruk hüdadandır:Sükut en çok yakışandır insana..

 

II.Gün:Medeniyetin kalbinde bombalı araç patlatanlar mahviyetin dibinde en nihayet büyük işkence görecek ve o sonsuz alevli azaba muhakkak gireceklerdir.Vahşeti hunharca temsil edenler medeniyet devriminin ışığını söndüremezler.Bugün Vezneciler yaslı,Şehzadebaşı suskun,Bayezıt kaygılı ve ağıt ağıt yükselir Saraçhaneden o uhrevi kuşlar...

Yürek dönüştü ipince bir yaprağa
Yağmur kanla düştü o aziz toprağa

 

III.Gün:Oruç,şiddetten hikmete doğru muazzam bir akışla bedensel ve ruhsal olarak gerçekleştirilen ilahi yolculuğun adıdır.Oruçla saldırgan karakter özelliklerinden olan boş gurur,harislik,kıskançlık,hasetlik,cimrilik ve kindarlık minimize edilerek insan nefsi tüm bu ölümcül zehir etkilerinden temizlenir.Terör hadiselerinin artarak devam ettiği günümüzde orucun nefislerden nesillere müthiş bir nizam fikrini beslediği özellikle vurgulanmalı erdirici olmayan dini hayatımız yeniden sorgulanmalıdır.

Oruçla gelen ruhsal aydınlık hem bireysel tekamül hem de müreffeh bir sosyal düzen içindir.Bu sosyal düzen içinde insanı aziz kılan onun ruhuna nakşedeceği şu ince gerçeğin ölümsüz tesiridir:

- Oruç kudurdan bir nefsin en güçlü panzehiridir!..

 

IV.Gün:Babu's Siyam'a geçtik gök ordusuyla reyyan kapılarından.Bir hurma çekirdeğiyle şenlendi dünya.Kitabu's Savm dedik de çözülmedi sırrı Oruç Baba'nın.Ekmek emekti oysa sirke sırra ermekti.Esridi çilehanelerin pencerelerinde en ruhban siluetimiz.Dervişleri firari yitik türbelerden göçtük bunca hurafe pazarlarına.Ve ruhumuzu dönüştürdük hakikat mezarlarına...

V.Gün:Manevi içeriğinden soyutlanıp folklorik planlamalarla yürütülen bir ramazan gündeminde gerçek oruç öğretisini sonsuzluk kıvamında ruhumuza iliştirecek gönül erlerine ihtiyaç vardır.Şekilciliği mübalağa etmiş bir toplumun eğlenceye düşkün olması kaçınılmazdır.Nümayişperverlikle manevi iklimler devşirilimez.Ramazan tüm muhtevası ile bir mü'minin sadeliğini ve samimiyetini göstermelidir.Bugün sofalar ışıltılı,sofralar da gönüller ise susuz bir yaz akşamında o ilahi ışığın arayışındadır.

VI.Gün:Oruca niyet nefse hakimiyettir dedi öteli yolcu.Rabbim bizi yola çıkanlardan eyle yoldan çıkanlardan eyleme diye bir de dua etti.Aşk,Ashabı Kehf misali zulmün pençesinden kurtulmanın azmiydi.Çile beklenen vaktin güldestesiydi.

VII.Gün:Asaletini kaybetmemiş irfandan iman kıtalarına uzanır bir yalnız adam, akdi şuurla bağlanmak bir davaya ve bu uğurda meydan okumak tüm dünyaya...İdam ilmiği örülür en kanlı tezgahlarda çağın cellatlarınca ve nice bendler örülür hür tefekkürün kıyı bucağında.Yine de gönül diridir aşkın sağanağında.Ey öteli yolcu kalk ve davran gülü solmasın gökyüzünün,bak o ilahi mahyalarla ışıldıyor sonsuzluğun nağmesi.Dava aşktır.Aşk çiledir.Hüsnüne ve hüznüne esir olmadığın bir hakikat erdirici değildir.

VIII.Gün:Ramazan tastamam bir hidayet istikameti oruç ise Rahman'dan insana kesintisiz bir şifa iksiridir.Mü'minin kalbi oruçluyken muhabbet nuruyla dopdolu olur her vakit çünkü o Kutlu Ebediyyet yolunun en muvahhid yolcusudur.Aksiyoner ruhçuluk davasına omuz vermiş tüm ölümsüzlüğün tavizsiz erleri için açlık ve susuzluk hikmet pırıltılarıyla tevbe kapısına erişmenin oradan da hakikat makamına yükselmenin en güzel vesilesidir.Tarihi diyalektik süreç içinde oruç gerçeğinin sosyal öğretisine sırt çevirmenin bedelini toplumun bütünü ödemektedir.İnsanı köleleştiren hazsal yönelimlerden vazgeçilmedikçe özlenen medeniyet hamlesi gerçekleştirilemez.Medeniyetlerin çöküşü fani hazlara teslimiyetle başlar,lüks ve israf tutkusuyla hızlanır,konformizmin bileşeni olan zulüm merkezli bir paganizmle tamama erer.

IX.Gün:Namazın bir Zerdüştlük mirası olduğunu zan ve beyan etmek bir eski kültür bakanı için son derece talihsiz ifade olmuştur.Evet bugün namaz kelimesi Kur'an'ın salatını tam anlamıyla karşılamıyor olsa da geleneksel anlam itibariyle namazla kasdedilen belli vakitlerde zikre dair bir hareket bütünlüğü ve ahengi çerçevesinde icra edilen ilahi bir ayinden başkası değildir.Bunun da temeli tamamen kitabidir ve tüm elçilerin öğrettiği nesillerden nesillere aktarılan sistematik bir idman birikimi ve ritmik bir inanç disiplinidir.

"Kur'an'da namaz yoktur" önermesi yerine 'Namaz salatın sadece bir boyutudur' önermesini öncelemek tutarlı düşünmede ve meramı öncelemede daha etkili olacaktır.Maksadı aşan söylemler gerçeği örseleyen eylemlerden daha fazla zarar verirler!..

X.Gün:Ahlaki erezyonun hiçbir kudsiyet ölçüsü tanımadığı şu mübarek günlerde fikir dünyamızın daha fazla estetize edilmeye ihtiyacı vardır.Ramazan ayını ruhumuzun nezaket şölenine dönüştürmedikçe bunca tahkir ve itham hastalığıyla toplumca cinnet kuyularına yuvarlanmaktan kurtulamayacağız.Benliklerin savaşını orucun en yüksek mana iklimini kavrayıp yaşayarak durdurabiliriz ancak.Dünyayı barış yurdu yapmak ve barışı insanlığın yegane kurtuluş umudu kılmak için ıslah çabalarını artırmak en önemli misyonumuz olmalıdır.Oruç bu kritik misyonu kuvvetlendiren ilahi bir müjdedir insana.İnsan bu kuvvet ile her türlü metafizik azaba karşı koyma direnci kazanır ve toplumu tüm felaketlere karşı uyarır,uyandırır!..

XI.Gün:Gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi,faizlerin indirilmesi ve zamanla daha aşağılara çekilmesi mutlu bir toplum inşası için hem itikadi hem de iktisadi bir gerekliliktir.Eşitlik bilincinin yokedildği toplumlarda kötülük ve çirkinliklerin çoğalması kaçınılmazdır.Ramazan bu anlamda bir miad olmalı içimizdeki sonsuz iyinin pasif haline bir son verip adalet düşüncesi çarçabuk harakete geçirilmelidir. Adalet bir emirdir onun yükümlülüğü evvela emir sahiplerinedir.Egemenlerin beslediği şirk oligarşisi gerçek bir adalet mücadelesi ile yerlebir edilebilir.Unutulmamalı ki adalet tüm insanlığın ortak şemsiyesidir.

XII.Gün:Yolumuz sonsuzluk yolu gayemiz muhabbetullahtır dostlar.Allah sevgisi mertebelerin en yücesidir.Muhabbet hub kökünden gelir,hub ise saf sevgiye denir.Kaynamak üzere olan bir suyun üzerine çıkan kabarcıklara da habab denilir.Demek ki muhabbet,susamışlıktan kalbin kaynaması ve taşmasıdır.Oruç bu susamışlığın zirvelerinden biri olduğuna göre oruçlu olan kul rabbine ulaşmak için kaynayacak,taşacak ve bu uğurda canhıraş bir devinimle çırpınacaktır.Hem rabbimiz bizi bir 'Alak'tan yani embriyo ve sevgiden yaratmamış mıydı?Bu mana zenginliği ile şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:Fıtrat hem manaya hem de maddeye açılan ilahi bir penceredir.Mümin bilmelidir ki bilim ile gönül birleştiğinde insanlık dengeye gelecek böylece yeryüzü kolaylıkla ıslah edilecektir.

XIII.Gün:Emeğin ve özyüreğin en sahici kıyısında bunca sıcağa aldırmadan alnını terleterek varolma onuruyla yaşamaya çalışan koçyiğitlere selam olsun.Ramazan sevinciyle yola çıkıp hakikat bilinciyle yoluna devam eden bir saatlik salim bir tefekkürü bin yıllık nafile ibadetten daha üstün gören o sadık erlere selam olsun.Nimeti paylaşmada başkasının nefsini kendi öznefsine tercih eden ahlakçılık riyasına sırtını dönüp güzel ahlaklılık davasına omuz veren öteli dervişlere selam olsun.Esenlik yurdu için bir dirilik temennisi olan selamı yaymayı vazife bilmiş, barışın birliğin ve kardeşliğin hamisi tüm muvahhid müminlere selam olsun!..

 

XIV.Gün:Oruç öğretisi yoksullarla hal hamur olmayı telkin edici ve yoksullaşmayı gidericidir.Bu ilahi öğreti çerçevesinde her elçi öncelikle ve özellikle ezilenlerin önderidir.Hz. Nuh'un kavminden servet ve şöhret sahibi ileri gelenler elçinin davetini şu sözlerle küçümsediler:"Bu adamın davetine sadece yoksullar,gadre uğramış zümreler kulak veriyor." Birlikte yürüdüğü yoksulları küçümseyenlere Hz.Nuh'un cevabı şöyledir:

"Ben size demiyorum ki Allahın hazineleri benim yanımdadır.Ben gaybı bilmem.Ben bir meleğim de demiyorum.Ama gözlerinizin horlayarak baktığı kişiler için 'Allah bunlara hiçbir hayır vermeyecek'diyemem.Onların benliklerinde saklı olduğu şeyi Allah daha iyi bilir.Başka türlü davranırsam kesinlikle zalimlerden olurum."(Hud,31)

 

XV.Gün:Tarihi günler yaşamaktayız.Ülkenin varlık ve bekası çok ciddi tehdit altında,iç ve dış saldırılarla aziz vatanın tüm kaleleri kahpece zaptedilmek istenmektedir.Bu ülkenin güvenliğinin yeniden inşası ülkesini seven herkesin biricik meselesidir.Vazife bilincini hatırlatmada iktidar ve muhalefet birbirini beslemeli,kamplaşma ve kutuplaşma siyasetine bir an önce son verilmelidir.Nefret söylemleri yerine merhamet eylemleri artmalı özlenen devlet-millet buluşması ve bütünleşmesi için azami gayret sarfedilmelidir.Yeryüzünü imar gönülleri bahtiyar edenlerin yollları ne güzeldir.Bozguncuların,zorbaların ve hainlerin yolu ne çirkincedir.Ey rabbimiz bizi vatanın selametini unutanlardan,milletin menfaatini satanlardan ve basiretini yitirip her gün dert üstüne dert katanlardan eyleme.Ey rabbimiz bizi bağışla,kalbimize iman ve vatan şevkini aşıla..

 

XVI.Gün:Ramazan bir yetişme mevsimi,imani ve irfani değerleri içselleştirme zeminidir.İmanda derinleşmek isteyen bir mü'min için elverişli ruhi iklimlere doğru hudutsuzca yol almanın cehdidir.Ruhi derinlikten mahrum nasipsizler için bu hal karanlık bir zindandan başkası değilken göğün enginliklerine sevdalı bir inanan için bu çileli ahval rabbani bir irfanın ta kendisidir.

İçsel fıkhı zenginleştirerek manevi derecelere yükselmek oruçlunun ulvi hedeflerinden biridir.Bu yüce hedefe mistisizmin gölgesinde miskince pinekleyerek erişilemez.Rabbimiz, "Güzel bir söz söylemek ve affetmek başa kakılan sadakadan iyidir" diyor.Sözü güzelleştirerek ruhsal tekamülde ileri bir mesafe katetmek gerekir.Alemlere rahmet olarak göderilen peygamberimizin şu hikemi sözüne de kulak vermelidir: "Kötü sözü ve bununla amel etmeyi bırakmadıktan sonra bir kimsenin yemesini ve içmesini terketmesine Allah'ın ihtiyacı yoktur."

XVII.Gün:Oruç bedenin riyazeti ruhun ziyafetidir.Orucun hikmetlerinden biri de nitelikli üretim ve dengeli tüketim felsefesinin zihinlere yerleştirilmesidir.Üretimde kalitenin düşmesi,tüketimde dengenin yitmesi,sosyal dokunun zedelenmesi ile neticelenir.Sosyal yapının kuvvetlenmesi için ramazanı bir fırsat eşiği bilerek tüm iktisadi prensipler ve teoriler gözden geçirilmelidir.İnsanlığın ortak hakkı olan enerji kaynaklarının toplum hizmetine en düşük ücretlerle sunulması insani ve sosyal bir zarurettir.Mülkiyete tutsak olan güç sahiplerinin kaynakları sorumsuzca sömürmesinin önüne bir bend olamıyorsa şu tuttuğumuz oruçlar ok hedefinden şaşıyor gaye menziline ulaşamıyor demektir.Orucun sonsuz hikmet pınarından bireysel ve toplumsal hayatın nizamına nice damlalar akıp gitmektedir.Ne mutlu o her damlada yepyeni bir dünyayı muştulayan aziz ruhdaşlara ne mutlu Kutlu Ebediyyet yolcusu o inkılapçı arkadaşlara..

XVIII.Gün:Amaçsallaştırıldıkça bu ülkenin ufkuna bir karabasan gibi çöken Avrupa Birliği'nin ancak siyasi bir strateji olarak önem arzettiği iyi bilinmelidir.Türklerin Anadolu'ya girişinden Viyana bozgununa kadar olan süreçte fetih ruhu oldukça dimamikti.Bu ruhun yitirilişi müslümanların mağlubiyet psikolojisi içerisinde bir politik duruş sergilemesine sebebiyet vermiştir.Ne yazık ki ideolojik bir batılılaşma gayreti bu ülkenin bu milletin değerler sistemini alt üst etmiştir.Batının şark meselesi bitmeyen bir emeller zinciri olarak kabul edilmiş ve Anadolu'nun İslamsızlaştırılması için bugün bile devam eden tarihi ihanetlerden asla vazgeçilmemiştir.Avrupa Birliği'nin yeniden tartışmaya açıldığı bugünlerde kapıdan kovulup bacadan girmek için şirinlikler yapan bir ülke olmak yerine mağlubiyet psikolojisini sonlandırmış,Türk ve İslam dünyası ile güçlü bağlar kurabilmiş,Avrasya hattının yükselişini kavrayabilmiş kararlı ve vakarlı bir ülke olmaya çalışmak milli kurtuluşumuz için son derece elzemdir,hayatidir!..

XIX.Gün:Mizacını pek sevdiğim söylenemezdi söz söyleme usul ve uslubunu da...Fakat özgür düşünceyi geliştirmedeki üstün gayretini ve tabuları yıkmadaki müthiş cesaretini hep takdir etmişimdir.Elbette her fani gibi onun da yalpalamaları,çelişkileri ve çok kırıcı bir kısım karalamaları mevcuttu.En bariz handikapı düşüncelerini tutarlı bir bütünlüğe vardıramamasıydı.Yine de onu kendisinden çokça faydalandığımız dünya çapında bir düşünce adamı olarak anmak borcundayız.Hiç kuşku yok ki o büyük bir dehaydı ve her büyük deha gibi onun da yazgısı anlaşılamamaktı.Bağlılarınca bile hakkıyla anlaşılamadığı kanaatindeyim.Bir kesim tarafından ömrü boyunca hep taşlandı hep dışlandı.Yine o obsesif sövücüler hocanın ardından kutsal bildikleri görevlerine devam etmekte şimdi ona hudutsuzca lanet etmeyi marifet bilmektedirler.Yazık bir de 'rahmet peygamberinin ümmetiyiz' derler hak adına ahlaksızlık ederler.Bu kafayla bizde ne bilimsel eleştiri kültürü ne de yüce bir ahlakiyet ülküsü gelişir.Sevdiğimize övgü sevmediğimize sövgü huyumuz bizim sonumuz olacak.Dibe vurmaktan ve iblise varmaktan geri durmayacağız hiçbir vakit...

XX.Gün:Yoksulluk bir yazgı değil sosyal bir hastalıktır.Yeryüzü nimetlerinin insanlığın faydasından egemenlerce haksızlıkla uzaklaştırılmasıdır.Madem ki tüm yeryüzü yaradan tarafından insana boyun eğdirilmiş o halde insan da bu ilahi ikramdan hareketle çalışma gücünü artırmak,yeni iş alanları ve istihdamları oluşturmak için çabalamalıdır. Dünyanın en zahid insanlarından biri olduğu halde Hz.Peygamberin duası şöyledir: "Allahım senden hidayet,takva,iffet ve zenginlik isterim." Bu zenginlik talebi sosyal bir vazifenin yüklenme misyonuyla doğrudan ilintilidir.Servetin adaletle idamesi sosyal dayanışmanın önşartı olarak tüm insanlık için bir mutluluk sebebi ve kurtuluş vesilesidir.

 

XXI.Gün:Eskiler 'edeb'e salah-ı nefs ve hüsnü etvar demişler ve onu en büyük semaye-i şeref bilmişlerdir.Yeni lügatlerde ise edeb,"Toplum töresine uygun davranma ,iyi ahlak,incelik,terbiye" olarak tanımlanmaktadır. Edeb kelimesi esasında toplanma manası bildirir.Edeb hayır ve hasletlerin ahenkle toplanmasıdır.Madube,insanların çevresinde toplandığı yemeğe denilir.Edib:Kendisinde hayır huylarının toplandığı kimsedir.Edeb ilmi: Dili ve hitabeti düzeltme,kelimeleri yerine göre seçip söyleme ,anlamları en güzel kelimelerle ifade etme,konuşmayı hata ve bozuklardan koruma olarak tanımlanmaktadır.

Bozgunculuğun artıp ıslah çabalarının azaldığı 'edeb'i gölgeleyecek bir şekilde malumatfuruşluğun marifet sanıldığı bir çağdayız ve çağlar ötesinden haykıran Abdullah ibni Mübarek'in şu veciz beyanından ne kadar da uzağız:

- "Biz çok ilimden ziyade az edebe muhtacız"

Rabbimiz sen bizi edebsiz bir edebiyattan ve irfansız bir bediiyyattan koru.Şüphesiz ki sen sözün en güzelini söyleyen kulların için yalnızca iyilikler dileyensin.

 

XXII.Gün:Osmanlı'nın model aldığı devlet hiç kuşku yok ki Hz. Süleyman'ın devletiydi.İlahi bilgelikle dünyevi iktidarın ideal bileşkesi olan bu kutlu devlet bir cihan hakimiyeti mefkuresinin en parlak nişanesi,devlet-i ebed müddet fikrinin mümtaz bir kalesiydi.Bir çok Osmanlı mimarisinde altı köşeli yıldızın hususen kullanıldığı bir gerçektir. Hz.Süleyman'ın mührü olarak bilinen bu yıldız evrenin altı yönünü,kuzey-güney,doğu-batı ve aşagı ile yukarıyı simgeliyordu.Yine bu simge Hz. Süleyman yönetimine sirayet etmiş ilahi adaletin de bir ifadesiydi.Siyonist İsrail devleti şunu iyi bilmeli ki,bugün Ortadoğu merkezli Hz. Süleyman'ın ihtişamlı devletini temsil kaabiliyeti Türk Milleti'nindir.Ortadoğu'da tüm inanç sahiplerinin barış içinde yaşayacağı o yüksek medeniyet ancak Müslüman Türk'ün eliyle inşa edilecektir.

 

XXIII.Gün:Buhranlar anaforunda insanlık yeniden bir diriliş hasretiyle inlemektedir.Her buhran yepyeni bir aksiyon potansiyelini bünyesinde barındırır.Buhranın derinleşmesi çıkış yolunun da netleşeceğinin bir işaretidir. "İkinci kez doğmayan göklerin melekutuna giremez" der, Hz.İsa.Ruhların ikinci vadiye doğru o bitimsiz koşusu devam etmektedir. Başka yol yok,medeniyetimiz muhakkak diriltilecektir.Ölümsüzlüğün Tavizsiz Erleri bu şerefli vazifeyi kudsiyet nurunu kuşanarak ötelerin fevkinde son nefesine kadar işleyecektir.Tutuşturulmuş bir Kutlu Ebediyyet çeragı ile sonsuzluk yoluna revan olmuşuz biz.En kudretli gecelerin gül nağmeleri ile sermestiz.Misyonumuza uygun bir vizyonumuz gök yoluna vurgun bir aksiyonumuz vardır bizim.Hamdolsun rabbimize,içimizde yankılanan köklü bir inkılabın o yaklaşan sesleridir!..

 

XXV.Gün:İnsanlığın felaketini hazırlayan Batı kültür sisteminin temellerinden pagan yunan felsefesi ve judaist nizamın sonu gelmeye başlamıştır.Batı rönesansının sonu İslam rönesansının başlangıcı olacaktır.Bu yüzden bilimin ve vicdanın öncülüğünde bir yüzleşme şarttır.Aklı yeniden komutan kılmakla başlayacak o tarihi yüzleşme süreci inanıyoruz ki müsbet felsefeyi dışlamayan bir dini derinlikle İslam dünyasını yeniden ayağa kaldıracaktır.Müslümanlar öze dönüş eylemini muhakkak bir gün bayraklaştıracak ve aklı prangalaştıran tüm süfli bağlardan kurtulacaklardır.Bu kudsi eylem önce kurtarıcılardan kurtulmakla başlayacak sonra toplumu uyuşturan mitolojik tuzakların ilmin rehberliğinde tamamen parçalanması ile nihayet bulacaktır.Nakilci vesayetten akılcı siyasete geçiş elbette kolay olmayacak yeni bir felsefi fikir sistemi ile önhazırlık aşaması uzun yılları alacaktır.Bu kutlu yolda hür tefekkürün çilesiyle değer üreten tüm muzdariplere selam olsun,inkılap muştusunu yükseltip zaferi haktan bilen muhariplere selam olsun...

Formun Üstü

 

Leyle-i Kadir:Müminler için saklı bir hazine hükmündedir.İçinde ilahi nur ve tecellileri barındıran bir rahmet sağanağı ve ikramı bol rabbimizin mümin yüreklere kutsal bir armağanıdır.Kur'an'ın indirilşi o kadar mühimdir ki ona verilen değer bir geceyi eşsiz kılmış onu bin aydan daha hayırlı yapmıştır.Hangi gece şeref ve üstünlük bakımından kadir gecesine yetişebilir.Kur'an'ın indirilişi tüm insanlık için bir barış ümididir bu sebepledir ki tan yeri ağarıncaya kadar melekler ve ruh müminlere selam ederler esenlik dilerler.Kadir gecemizin insanlığın kurtuluş umudu olan barış medeniyetine vahyin gölgesinde en zengin tefekkürlerle mütevazı katkılar sunmamıza vesile olması dileğiyle...

 

XXVII.Gün:Zincirin bir halkası kırıldı çok şükür. Ayasofya'da 82 yıl sonra ilk kez saba makamıyla bir ezan gökkubbeden arşa yükseldi.Batıda Ayasofya'nın kiliseye dönüştürülmesi için hummalı lobi faaliyetleri yürütülürken bu ülke yöneticilerinin derin sessizliği kabul edilemezdi.Batı medeniyetinin günümüz hayalperestleri Fatih'in kudsi emanetinde geniş katılımlı üst düzey bir ayin özlemi içindedirler.Bizim özlemimiz ise Ayasofya'nın salt bir mabed olarak ibadete açılması değil aynı zamanda bu abide yapının İslam Medeniyet Karargah Merkezi olarak değerlendirilmesidir.Bu fevkalade mimari şaheserin yeniden İslam nuruyla şahlanması manda ve himayenin de kesin bir reddi olarak emperyalist cephenin psikolojik çöküşüne zemin hazırlayacak ve böylece çoktan gecikmiş bir milli hakimiyet tam anlamıyla sağlanmış olacaktır. Rabbim zincirlerin tamamının kırılması için tüm gayret ehline üstün bir cesaret versin.Rabbim cümlemize hidayet versin.

 

XXVIII.Gün:Müslümanların Hz.Peygamberden günümüze ulaşan maddi emanetlere saygı göstermesi elbette yadırganacak bir mesele değildir.Rahatsızlık verici olan husus sakal-ı şeriflere gösterilen aşırı hürmettir.Diyanet Reisi'nin "Peygamberimiz eğer yaşasaydı bunlara izin vermezdi" sözü son derece isabetlidir.Peygamber kılının yıkandığı suyu şifa niyetine pazarlamaya yeltenen o beyaz sarıklı ulu hocalar hangi şirk pazarının zavallı tacirleri olduklarını ah bir bilselerdi.Hz.Muhammed'in sosyal adalet düzeninden bihaber kitleleri bir hatıranın etrafında ibadet edecek hale getirmek ancak mitolojiye dönüştürülmüş bir din için kutsal bir eylem sayılabilir.Hz.Peygamberin sönmez ışığı onun fikir nizamında,hikmet dolu apak hayatındadır.Bundan başka ışık arayanların sonu karanlığı kopkoyu bir şekilde yudumlamak olacaktır.

XXIX.Gün:Hiçbir ilmi ilerlemeye açık olmayıp her zaman için siyasal bir fanatizmin gölgesinde suni teneffüslerle varlığını sürdüren bir islamcılık düşüncesi tüm unsurları ile terkedilmedikçe kurtarıcı bir 'İslam Rönesansı'ndan asla sözedemeyeceğiz.Batı, muharref İncil'in kaderciliğine başkaldırdıktan sonra her türlü bilimsel gelişmenin önünü açabildi.Maddeyi kontrol altına alarak dünya hakimiyetini başlatmak yahudi düşüncesi ile grek felsefesinin uzlaşması neticesinde mümkün olabildi.Muharref Tevrat'ın İskenderiye'de Yunancaya çevrilmiş olması Judaizmin Roma içinde geniş bir alana yayılmasını sağlamıştı.Bugün Batı kültür ve medeniyetinin kabbala merkezli temelleri sarsılmaya başlarken müslümanların hiçbir tahribata uğramamış kitabullaha dönmeleri medeniyet devrimi için büyük bir zarureti işaretlemektedir. Kur'an'dam mülhem onun denge prensibi ve evrensel tavsiyesinden hareketle tasavvuf felsefesi ile cihan hakimiyet mefkuresini uzlaştırarak gecikmiş bir İslam Rönesansını gerçekleştirmek için şimdiden çok nitelikli eserler vücuda getirmek gerekir.

 

Bayram:Yüce yaratıcının verdiği akıl ve gönül nimeti çerçevesinde içimizdeki Kutlu Ebediyyet ışığını yitirmeksizin beklenen inkılap muştusunun ve yüksek bir iman coşkusunun o tutuşturucu cezbesini hayat ve hakikat adına bir ganimet bilerek barışa,adanışa ve o mutlak varoluşa doğru hudutsuzca yol almak dileğiyle ramazan bayramınız kutlu olsun!.

 

EDİB AYKUT ÇİÇEKLİ

2016   İ S T A N B U L

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !