Kapitalizm Ve Asgari Ücret

 

KAPİTALİZM VE ASGARİ ÜCRET

 

Kapitalizmin emek sömürüsünü anlamak isteyenlerin gözlerini asgari ücrete çevirmeleri yeterlidir.Asgari ücret bu konuda en çarpıcı misaldir..Mevzuyu asgari ücrette yoğunlaştırmadan önce birkaç maddede kapitalizmi ifşa etmenin gereği vardır:

Medeniyetler;emek ve gayret ile yükselir,başkalarının emeğiyle üretilmiş nimetleri saçıp savurmakla çöküşe geçer.İsraf büyük bir zulümdür.Servet ve refahla azıp şımaranların o müsrif ruhları ülke yönetimine hakim olduğunda kitleler daha fazla yoksullaşır,mutlu azınlık kendi hesabına haksızca daha fazla fırsatlar taşır.Bu durum toplumdaki eşitlik ve adalet seslerinin bir isyan çığlığı eşliğinde yükselmesine sebebiyet verir.İsrafı en büyük afet olarak görmeyenlerin kurdukları adaletsiz düzen başımıza çökmeden köklü ve dipdiri yeni bir siyasal atmosferde soluk almanın vaktidir şimdi.

Kapitalizmi egemen kılan kirli ve gizil güç, servet ve iktidar düşkünlüğüdür.Bu sefil düşkünküğün her kapitalist sistem heveslilerince kalkınma planları ve sosyal projelerin genişletilmesi ile perdelendiği bilinen bir gerçektir.Kapitalizmin güç bulmasında faiz etkin bir rol oynar,her türlü hilekar yöntemler uygulanarak para faiz yoluyla kırkyamalı yoksullar heybesinden alınarak altın işlemeli zenginler kesesine akıtılır.Kapitalizm,yapısı gereği faizi teşvik etmek ve sömürü alanını genişletmek ister.Bugün ülkemizde uygulanan hakim ekonomik sistemin temeli kapitalizmdir ve bu sistem boynumuzdaki en büyük kölelik zinciridir.Milletim uyan,artık zincirler kırılsın,karanlık yarılsın,yeni iktisat nizamına karma ekonomik sistem mührü vurulsun

Kapitalist sistem;kayıtsız şartsız bir sermaye egemenliğinden doğan,mutlak kazanç fikrini imanlaştırıp kodamanca hayat sürenlerin eliyle yükselen,haktanımazlarca emeği gasbedilmiş yoksulların sırtından tüm sömürüsünü gerçekleştiren gayri insani bir sistemdir.Sermayenin üstün ve etkin egemenliğine son vermek,sermayedarın bitip tükenmek bilmez hırsını ve haksız kazancını toplum yararına dönüştürmek,dengeli ve adil bir toplum ve medeniyet inşası için en zaruri hamleler olacaktır.Her çalışanın insani değerini maliyet değerinden daha önde tutan yeni bir ekonomik düzenin iktidarı için önce Batı artığı vahşi kapitalizmin ve emperyalizmin yepyeni bir uyanış ikliminde bu topraklardan bir daha kök salamayacak bir biçimde tamamen kazınması gereklidir.

İktisadi adaletsizlik kapitalist sürecin neticesidir ve toplumların çöküş sebebidir.Kapitalizm her toplumun ertelenmez ecelidir.Nice kavimler gelip geçmiştir ki onlardan arta kalan kendi devirlerinin ihtişam ve zenginliğinin bitik ve devrik izleridir.Zenginlik ve ihtişamın kendi güç,bilgi ve yetenekleri sayesinde ortaya çıktığını iddia eden nice madrabaz,aymaz ve hakikat tanımaz mağrur öncüler tarihin karanlık sayfalarında ibretlik bir haldedir.Vakit korku duvarlarını aşma,tüm maskeli cellatlardan uzaklaşma vaktidir.Vakit,yeni medeniyet projemize kutlu bir ebediyyetle hikmet ve marifetle yaklaşma vaktidir.

Asgari ücret bilindiği gibi her yıl altışar ay dönemlik olarak Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenir.Bu komisyonun ücret hesaplamasında Anayasamızın 55.maddesinde yazılı “Ücret emeğin karşılığıdır.Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.Asgari ücretin tesbitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.” hükmüne göre hesaplanması gerekmektedir.Teori böyledir ama uygulamada anayasaya hiçbir zaman uyulmaz ve asgari ücret açlık sınırının daha altında kalır hep.İşçi temsilcileri ücretlerde adaleti sağlamak için en düşük memur maaşının dikkate alınmasını isterler ve bir işçinin ailesiyle günün ekonomik şartlarına göre insanca yaşamasını mümkün kılacak bir ücret talep ederler ama sonuç bir türlü emekçinin lehinde değişmez çünkü sermayenin ürkmesinden tırsan iktidarlar pasif bir duruş sergilerler hakemlik konusunda.Ülke zenginliğini milletin kesesine tahvil etmeyi bir türlü beceremezler.O halde kalıcı çözüm nedir? Çözümün ilk aşaması asgari ücrete dair anayasada daha somut maddelerin yer almasıdır.Bu madde herkez için bağlayıcı olan bir istatistik çalışmasının verileri dikkate alınarak asgari ücretin açlık ve yoksulluk sınırının altında olamayacağı şeklinde düzenlenebilir.Böylece komisyonların hevalarına milyonların umudu terkedilmemiş olur.İkinci önemli aşama ise asgari ücretten alınan verginin ya düşürülmesi ya da tamamen kaldırılmasıdır.

 

Asgari ücreti küçük, orta ve büyük işletmelerde uygunlanmak üzre farklı esaslara bağlama gereği de vardır.Asgari ücretin yükseltilmesi büyük modern işletmeler için etkin bir soruna dönüşmezken küçük ve orta tedarikçi şirketlerde önemli bir maliyet krizine dönüşebilir.Bu da yeni bir işsizlik dalgasının çığ gibi büyümesini beraberinde getirir.Tüm bu risk faktörleri analiz edilmeden yapılan yükseltme vaadleri toplumun ve ülkenin geleceği için oldukça tehlikelidir.İşverenin yükü hafifletilmeden gerçekleşecek ücret artışları yeni ekonomik krizlerin habercisidir.Temel ölçü dünyanın onyedinci büyük ekonomisine sahip ülkemizde asgari ücretin insanca yaşam seviyesine göre günün şartları esas alınarak yeniden adilce belirlenmesidir.Kaynak mı?Sosyal adaleti gerçekleştirme adına lüks ve ihtişamlı yaşamın önünün alınması için ülkemizdeki sayıları gün be gün artan mutlu, müreffeh ve müsrif varlıklılardan ağırlaştırılmış servet vergileri alınmalıdır.

Gıda enflasyonu hızlı bir şekilde yükselirken, asgari ücretin,istikrarlı bir şekilde enflasyona karşı satınalma gücünün korunması gerekmektedir.Ücretlerin reel artışı gelir adaletinin sağlandığı bir ekonomik düzende mümkün olabilir ancak.Asgari ücret tesbit komisyonunun antidemokratik ücret belirleme yöntemi değiştirilmedikçe emeğin ve alınterinin gasbı devam edip gidecektir.Ücret artışındaki ortak karar ancak adil bir komisyonun inşa edilmesi ile ikna edici bir hale gelebilir.Devletin ana misyonu bu ortak karar aşamasında emeği küçültmemek semayeyi ürkütmemek olmalıdır.

 

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci asgari ücret tartışmalarına ilişkin “istemenin bir sonu yok ama ekonominin realitelerini de unutmamak lazım” dedi.Asgari ücret artışının piyasaya ekonomik bir canlılık kazandırdığını artış karşıtlarınca bile itiraf edilirken sayın bakan hangi realitelerin kaygısını duymaktadır?Eski Başbakan Davutoğlu’da siyasi rakiplerini “artan asgari ücreti nasıl ödeyeceksiniz” diyerek işverenlere şikayet etmişti de haziran seçimlerinde oylar düşünce asgari ücreti yeni hükümet olarak artırmak zorunda kalmışlardı.Açlık sınırındaki asgari ücreti bir türlü temel ihtiyaç sınırına yükseltmeyen bir siyasi iktidarın kapitalizmin ekseninde milli bir ekonomik modeli geliştirebileceğini beklemek beyhudedir.Bugün asil duruş ve kutlu varoluş demek gelir dağılımında şaşmaz bir adaleti öncelemek  ve küresel kapitalizmin tehditlerine hiçbir zaman boyun eğmemek demektir.

 

EDİB AYKUT ÇİÇEKLİ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !