III. Dünya Savaşı Eşiğinde Yahud Yıkıcı Bir Kuşatmadan Kurtulmak

 

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI EŞİĞİNDE YIKICI BİR KUŞATMADAN KURTULMAK

 

 

Siyasi çekişmeler ve en sıcak stratejik gelişmeler Ortadoğu'da bir üçüncü dünya savaşı hazırlığını işaret etmektedir.

Suriye'de varlığını her geçen gün daha da belirgin bir şekilde devleştiren Rusya Lazkiye'de uzun soluklu savaş için yığınağını artırmakta ve Batı'nın Ortadoğu üzerindeki egemenliğini bir deniz üssü oluşturarak kırmaya çalışmaktadır.Rus derin aklı iyi bilmektedir ki Suriye'nin bölünmesi ileride Rusya'nın kuşatılmaını hızlandıracak Batı emperyalizmi böylece sömürge alanlarını genişleterek tek bir dünya devleti idealine yaklaşmış olacaktır.Rusya bu durumun farkındadır,bunun içindir ki kendisine Akdeniz koridorunda güçlü cepheler açmaya çalışmaktadır.

O halde bugün Türkiye ne yapmalıdır sorusu hayati bir önem arzetmektedir.Ülkemiz güçler savaşının tam ortasında şu terör girdabından bir an önce kurtulmalı,emperyalizmin ağlarını yeni stratejiler geliştirerek parçalamalıdır.Aksi takdirde kaosun daha da büyüyüp şiddetleneceği kanlı savaş günlerinde kendini bir büyük hengamenin içinde bulacaktır

Islahat,Tanzimat ve Meşrutiyet'le sürekli olarak sosyal sistemleri tartışmakla vakit kaybeden Osmanlı,ekonomik ve teknolojik meselelere derinlikli çözümler üretemediğinden Batı'nın çoktan başardığı sanayi devrimini ancak uzaktan seyredebildi ve bu müzmin ilgisizlik koca devleti çöküşün eşiğine getirdi.

Osmanlı Islahat layihalarında Saray'a ve Babıali'ye sunulan çözüm önerileri bugünün siyasal çıkmazı için de aynen geçerlidir.Layihalardaki kurtarıcı hakikat ve ana vurgunun özeti şudur:Her türlü usulsüzlük ve yolsuzluk hukuk ve ahlaktan uzaklaşmakla başlar,kurtuluş yolu ise hukuka ve ahlaka dönüşle açılır insana ve buhranlar içinde sızlanan tüm coğrafyaya...

 

Küresel kapitalizm ve Batı emperyalizminin sömürüsüne karşı her geçen gün daha da belirginleşen Avrasya hattında ülkemiz esaslı bir denge politikası gözeterek yerini bir an önce almalı ve Abd'nin boyunduruğundan çarçabuk kurtulmalıdır.Milli çıkarlarımız bu yeni komisyonda bağımsızlıktan vazgeçmeksizin varlık göstermemizi zorunlu kılmaktadır.

Global güç olma ve dünyaya kendi sistemini dayatma politikasıyla yeni işgal alanları açma niyeti ve gayretinde olan Abd'nin güdümünden çıkmak yıkıcı kuşatmayı sonlandırmanın önşartı olacaktır.

Amerikalı cesur yönetmen Olive Stone'nin de Ortadoğu söyleşisinde kaosun perde arkasını işaretlerken belirttiği gibi ,unutulmasın ki:"Dünya için en büyük tehdit Işid değil Abd'dir."

Vatanın bütünlüğü ve ülkenin bağımsızlığı tehlikededir.Dün batıya endeksli politikalarla Tanzimat,Islahat,Meşrutiyet ilan edildiği halde topraklarımızın talan edilişi durdurulamamıştır, bugün de ortak vatan olan Anadolu'nun sivil işgal ordularınca parsellenmesi durdurulamayacaktır.Çözüm İslam ortak paydası içinde etnik değil ortak bir kimlik inşa edebilmekten geçmektedir.Uyanış ve yükseliş ancak milletin kendi köklerine sarılıp her türlü yabancılaşmaya başkaldırdığında gerçekleşek ve buhranlar içinde çırpınan tüm dünyaya adalet temelinde ilan edilmiş bir barış medeniyeti kurtuluş vesilesi olacaktır.

Bir zamanlar, Nato eski başkomutanı ve Abd'nin eski dışişleri bakanı Alexander Hair, "Çekiç güç'ün bölgede sadece örgüt için güvenli bir alan oluşturduğunu" itiraf etmişti.Şimdi yıllarca batı ekseninde politik manevra yapanlar 'açılım'la gelen örgütün alan hakimiyetini itiraf etmektedirler.Bu ülke hiç vakit kaybetmeksizin bir medeniyet uyanışı ikliminde kendi sularına kendi özgerçeğine dönmeli, siyasi rüşdünü isbat etmelidir.

Ülkemiz üç kıtayı birleştiren köprü konumunda önemli bir jeopolitik duruma sahiptir.Bu stratejik konumun getirdiği ulaşım ve enerji kaynaklarına olan yakınlık sebebi ile bir çok emperyalist devletlerin ülkemize olan canavarca ilgisi artmakta her kara iştahlı ülke kendi hesabına bir pay kapmanın telaşıyla vatan toprağında kaos yaratmanın fırsatlarını kollamaktadır.

Suriye ve Irak'ın etnik ve dini açıdan parçalara ayrılması İsrail'in temel hedefidir.Bu hedefe giden yol ancak emperyalist işgal mantalitesinin belirlediği askeri gücün çözülmesi ile açılabilmiştir.Siyonizmin tüm Ortadoğudaki kapsamlı yıkım planı,devletlerin en küçük parçalara bölünerek İsrail'in birer uydusu haline getirilmesinden ibaretti.Bu acımasız strateji Ortadoğuyu kan gölüne çevirmiş,varolan siyasal çatlaklıkları daha da derinleştirmiş,bu çatlaklıklarda yaşama umudunu kuvvetlendiren örgüte yeniden yapılanma gücü vermiştir.

Bir devlet yapılanması hazırlığı olan KCK 2005' lerde sahneye konulmuş ve 2009'larda resmi olarak başlayan 'Açılım'la kendisine şehirlerde örgütlenme imkanı bulmuştur.Müzakere sürecinin yöntemsel hataları siyasi,adli,kolluk gibi sözde devlet yapısı örgütleyen KCK denen örgütün alan hakimiyetini daha da genişletmiş,güvenlik güçlerinin elinden alınan operasyon yetkisi bu illegal yapılanmanın elini güçlendirmiştir.

'Açılım' ve 'Barış Süreci' maalesef örgütü Batı emperyalizminin kara gücüne dönüştürmüş ve Ülkemiz derin siyonist stratejinin kaotik üssüne adım adım götürülmüştür.

Kendine despotik bir iktidar alanı açma gayretinde olan bir siyasi hareketin tüm varoluş stratejisi şiddeti ve gerilimi artırma yönünde bir ilerleyiştir.Bu hazin ilerleyiş bir korku ve dehşet atmosferi içerisinde umudu,barışı ve dayanışmayı yoketme hedeflidir.Yöntemsel olarak terörden vazgeçememek tam demokratik gelişmeyi özümseyememek demektir.

Kardeş kavgasını durmaksızın körükleyen şu hadsiz bölücü kalkışmayı bertaraf edecek yeni bir barış tasarısına ihtiyaç vardır.Emperyalizmin etnik ayrıştırma politikalarını tersyüz edecek güçlü bir milli uyanış hamlesi başlatılmalıdır.Çözüm süreci adı altında kanlı savaş senaryolarının içine itilmeye çalışılan aziz milletimiz bu uyanış hamlesi ile Doğu bölgelerine uzanan emperyalist ve siyonist o kirli emelleri boşa çıkaracak,milli gücümüzü,bütünlüğümüzü tüm dünyaya duyuracaktır.

Bugün barış içinde yaşamanın tek şartı olan terörün tasfiye edilmesindeki kararlılık devam etmezse ne ülkemizde ne de Ortadoğuda emperyalist ve siyonist güç kırılabilir ne de halkların birarada yaşama iradesi güçlenebilir.

Devlet otoritesi adaletle biçimlendirilmeli ve operasyonlar hukuk çerçevesini aşmaksızın kısa vadeli seçim hesapları gözetilmeden toplumsal barış ve birliği kuvvetlendirmek için yapılmalıdır.Ülkemiz tehlikeli bir iç savaşın eşiğine sürüklenmeden tüm güvenlik tedbirleri artırılmalı millet hayatına kasteden hain emperyalist tuzaklar bir bir parçalanmalıdır.Aziz milletin son sığınağı olan Anadolu'da 'yeni dünya düzeni' heveslilerin 'böl ve yönet' taktiklerini boşa çıkaracak o güçlü irade bir an önce şaha kalkmalı,en yıkıcı savaş belası köhne sömürgecilik bu cennet vatanından çarçabuk kovulmalıdır.

Söylemde istikrarı eylemde istikbarı etkin kılan bir siyasi iktidarın en yabanıl gölgelerinde ülkenin geleceği dinamitlenmekte ve vatan toprağındaki niteliksiz kavgalar çeşitlenmektedir.

Her türlü siyasi belirsizliğin ve kalitesizliğin bedelini millete ödetecek kadar ikbal ve saltanat hırsıyla kalbini dolduranlar bugünkü kaos sürecini elleriyle hazırlayanlardır.

Milletim uyan!..İraden üzerindeki ipoteği kaldır,hakikata yürümene mani olan her türlü prangayı kır.Milletim uyan,vakit daha da geç olmadan...

Güç ve üstünlük ne seçilmişlerde ne de atanmışlardadır, güç ve üstünlük yalnızca adanmışlardadır.Dava kudsi ise şayet bir büyük uğraşı ister, uzlaşı ister.Ve barışın yolu savaşın kalbinden geçer...

Barış ancak haklı olanı güçlü kılar.Yolu ve davası muteber olanlar için savaş hakça bir zorunluluktur.Davet akli selime olmalı,siyasi ihtirasların ve ütopyaların köpürttüğü öfkeler son bulmalıdır.

Savaş içimizdeki kara hınçtır,barış ise gül sevinç...Savaşı zehirli kazanca dönüştürmek için sinsi bir plan yürütenlerin o muhteris ruhları her türlü siyasi ve iktisadi kaotik atmosferin besleyicisi durumundadır.Ruhunu haklı bir davaya yaslayanların birlik nizamı içinde yeryüzünü ıslah çabaları insanı gerçek bir barış eri ve elçisi yapacak böylece özlenen o adalet düzeni hakkın gölgesinde yeniden kurulacaktır.

 

EDİB AYKUT ÇİÇEKLİ

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !