Bedevi Arabizm,Kapitalizm ve Siyasal İktidar

 

BEDEVİ ARABİZM,KAPİTALİZM VE SİYASAL İKTİDAR

 

Selefi radikalizm ve bedevi arabizm bu ülkenin ruh ufkunu karartan ve İnkılabi düşüncenin fikir köklerini kurutan, tarihin en karanlık tünellerinden dünya sahnesine bir obsesyonik enerji ile devinmek ve değer üreten her şeyi yerle bir etmek için müslümanlık adına çıkmış bulunan ideolojik bir sapmanın o apacı manzarasıdır.Cihana güneş olamayanlar ateş olup her geleni yakmanın derdindeler oysa bu topraklar irfanla yoğrulmuştur yol ve ışık barış ve sevgiden geçer her şeyden önce...

Babil kuleleri misali kabe çevresinde yükselen oteller nasıl biçimsel bir çirkinliği resmediyorsa devasa vinçlerin devrilmesini kader ile yorumlayan Suudi kafa yapısı da benzer bir düşünsel kirliliği temsil etmektedir.

Asr-ı Saadet devrinde kapitalizme meydan okuyan o mukaddes toprakların modern konformistlerin hevalarına göre yeniden dizayn edilmeye çalışılması ne kadar da hazindir.Tevazu mabedinin nevzuhur kibirliler eliyle etrafının beton sarmalına dönüştürülmesi müslüman dünya görüşünün nasıl deforme edildiğinin ibretlik bir örneğidir.

Petrole ve paraya kulluk edenler bir medeniyetin izlerini acımasızca sildiler,yıktıkları tarihi kale ve binaların yerine kabeyi ahtapot kolları gibi saran o ucube gökdelenleri diktiler.

İslam'ın sosyal misyonu olan sınıf farklarının ortadan kaldırılması davası şimdi yalnızca bir avuç mü'minin sosyal ve siyasal gündemindedir.Kabenin mazlumiyeti ile davanın kudsiyeti kıyamete dek birbirini besleyip gidecektir.Ne mutlu gariplere, muzdariplere ve bu kutlu davanın çilesiyle hakka doğru yükselenlere...

Tüneyen nedir kalbimize acılardan başka ey can.Hep o esrik trenler uzayıp gider hüznün raylarından.Her istasyonda ölümün depderin sesi ve göğüsleri çatırdatan metafizik ürpertisi. Nabızlarında gecenin asimetrik vehmine dair en ritmik sirenler...Manzarası sükut bir uçurum misali.Soyut bir resme dalıp gider gibi bazan akıp gider hayat.Sonra öylece durup seyredersin ve hiç bir şey söylemezsin...

Piramitler inşa edilirken bundan beşbin yıl önce binlerce köleleştirilmiş işçi sırtında taşıdığı o ağır taşların altında kalarak bir büyük çileyle can veriyordu.Değişen bir şey yok,bugün de iş kazalarının en çok yaşandığı sektör olan inşaat, kapitalizm menşeli hakim ekonomik ve siyasi sistemin en canlı örneğini teşkil etmektedir.Firavunlaşan egoların yükselttiği katlardan önce vicdanlarda hak ve adalete dair insanı kurtuluşa çağıran esaslı beyanlar yükselmedikçe şu sömürü düzenin soysuzluğu soylu bir çileye yaslanan tüm emekçileri ezmeye ve yoketmeye devam edip gidecektir.

Çalışanlara güçlerini aşan işler yaptıran ve onlara hak ettiği ücreti vermekten sakındıran sermaye merkezli gayrı insani ve gayrı ahlaki ekonomik sisteme kapitalizm denir.Hak edilen ücret için minnet yoktur.Ücret artışları bir komisyonun keyfi iradesine bırakılmayacak kadar büyük bir önem arzedecek ve yine ücretler devlet tarafından tesbit ve himaye edilecektir.İdeal ve adil devlet düzeni bunu gerektirmektedir.Hz. Peygamber,"emekçiyi çalıştırıp da onun hakkını tam ve zamanında ödemeyen kodamanların kıyamet gününde düşmanı olacağım" der.İslam'ın gerçekleştirdiği en büyük sosyal devrimlerden biri de emeğin yüceltilmesi ve tüm çalışanlar için soylu bir hayatın vaat ve inşa edilmesidir.Çalışmanın büyük bir nimet ve onur olduğunu sürekli vurgulayan yüce dinimiz kişinin kendi eliyle kazandığının kazançların en şereflisi olarak baştacı kılmaktadır.Bu sebeptendir ki Hızır,denizde işçilik yapan bazı yoksullara ait olan bir gemiyi hafif kusurlu bir hale getirerek zalim bir sultanın onu gasbetmesini engellemek istemiş,üstün bir stratejik hamle ile egemen kapitalist sistemin karşısında emeği,adaleti ve haysiyeti mazlumların davasına omuz vererek muhafaza etmiştir.Bu kıssayı mistisizmin pasifizasyonuna kurban etmeden tüm mitolojik öğelerden arındırarak günümüze taşırsak şu canalıcı sonuçlara varabiliriz:Yoksulların limanında olmayan bugünün gemileri siyasal iktidardan beslenenlerin havzasında kendi aleyhlerine bir delil olmak üzre yaldızlı imkanlar ve haksız kazançlar taşımaktadır.Oysa tufan kapıdadır ve Hızır soluklu olmayan bu gemilerin bir gün muhakkak batacağı tarihi ibretlerle kesinkez anlaşılmaktadır.

Dünyanın en yoksul devlet başkanı olarak bilinen Uruguay eski Devlet Başkanı Jose Mujica, lüks ve gösteriş içinde debelenenler için bütün siyaset,hakikat ve hayat yolcularının kulağına küpe şu ince gerçeğin altını ısrarla çiziyor:

- "Hayatta en güzel şey özgürlüktür.Sevdiğimiz şeyleri yapabilmek için özgür olmak daha fazla vakte sahip olmak demektir.Bu nedenle hayatta yükü hafifletmek,bagajsız olmak daha fakir olmak değildir daha özgür olmaktır.Siyaset para biriktirmek için değildir.Halka hizmet ederek kendini mutlu hissetmek içindir"

Sosyalizm dehanın sancısı,kapitalizm dangalağın sefasıdır.

 

Edib Aykut ÇİÇEKLİ

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !