Başkanlık Sistemine Neden Karşıyız?

 

Sun Tzu der ki: “Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin.”

Beka sorunu ve varlık savaşı tüm cephelerde devam etmektedir.Bugün kendimizi ve düşmanlarımızı daha fazla bilmeye ve anlamaya ihtiyacımız vardır.1040 yılında Karahanlılar’ın yerine geçen Selçuklular’ın Anadoluyu ebedi yurt yapmaya başlayıp Türkleri açık denize çıkarmalarından sonra devam eden bir kökleşme sürecini bir türlü hazmedemiş Batı medeniyetinin işgal projeleri bitip tükenecek değildir.Tehlikeyi bertaraf etmek sürekli bir strateji geliştirmek ve teyakkuz halinden bir an bile vazgeçmemekle mümkündür!..

Ülkemizin beka sorunu devam ederken başkanlık sistemi tartışmaları gündemin en önemli meselesi haline geldi.Bir de yeni anayasa hazırlıkları ve tartışmaları başkanlık sistemi tartışmaları ile paralel yürümektedir.

Bazı anayasacılar şöyle der: “Milletlerin ruhu anayasalarla oluşmaz ama anayasalar milletlerin ruhundan doğar” Çok doğru bir söz bu!.Milletin ruh hamuru birlik ve bütünlük teknesinde yoğrulmuştur ve bu millet istiklal harbi sonrası kendini bulduğu bir anayasa ile üniter yapının devamında karar kılmıştır.Kurucu meclis parlamentoyu kuvvetlendirmiştir.Başkanlık sistemi,siyasi özerklikleri gelişmiş ve müstakil bir devlet düzenine erişmiş Amerika kıtasındaki küçük devletiçikleri birarada tutabilme endişesi ile icad edilmiş bir sistemdir.Bu sistem toplumun tüm elit temsilcilerinin iştirak ettiği bir anayasal süreçle tatbik edilmeye başlandı.Sistemin başarısı ABD’nin kendine özgü o çok özel şartlarından kaynaklanır.Bu ülkenin o çok kırılgan ve kendine özgü şartları ise bu sistemi reddetmeyi gerektirmektedir.

Parlamenter sistem motlak monarşiye ve değişmez hükümdarlara karşı çıkmak adına önemli bir kazanımdır onu iktidarın şahsileşmesine son derece müsait olan başkanlık sistemi ile değiştirmeye çalışmak bu milletin asla hayrına olmayacak bir girişimdir.Bu ülkeyi tek bir kişinin şahsi idrak anlayış ve değerlerine teslim etmek akıl karı değildir üstelik bu durum bir krizin de habercisidir.

Başkanlık sistemi tek adamlık rejimine dönüştüğünde ilk örselen şey şura-yı devlet esası olacaktır.Yönetimde istişare bir zorunluluktur.Liderlik sultasının devamında fayda umanlar için istişare bir yardımcı kuvvettir,oysa dupduru bir hakikatın safında duranlar için bu vazgeçilmez ana kuvveti ifade eder.Adalet düzeni istişare esasına dayalı olmalı,indi görüşlerin dayatılmamasına azami dikkat etmelidir.Allah vahye doğrudan muhatap olan resulüne bile yapacağı işleri ashabına danışmasını emretmiştir.Bu emirname hem tek adamlık rejimine bir reddiyedir hem de çoğulcu sisteme içtenlikli bir göndermedir.İstişare egemenliğin millete aidiyetini teslim etmektir,millet adına egemenliğin bir iktidara verilmesi demek değildir.Bu farkı anlamayanlar hakikatı büsbütün ıskalayanlardır. Hakikatın ıskalanmadığı bir devri muştulamak en kudsi vazifemizdir bizim.Bir devir ki orada Anadolu vardır ve şura disipliniyle tarihin yüzakıdır. Anadolu baştanbaşa mazlum milletlerin o hiç tükenmeyen umududur.Bu millet bağımsızlığını savaşarak kazanmış müdafa-i hukuk doktrinini kuva-i milliye ile kuvvetlendirerek iman ve vatan davasında en ölümsüz destanları tarihe yazabilmiştir.Mefkuresini kendi özdeğerleri ile biçimlendirmiş bir millet Çanakkale′de emperyalist kuşatmayı kırmayı başarmış ve Müslüman kalmayı ebed müddet tüm dünyaya haykırmıştır.İnancın azme,azmin zafere dönüştüğü o kutsal istiklal mücadelemizden güç alarak şühedanın izinden hakikata doğru sonsuza dek yürümek ancak parlamenter sistemi kuvvetlendirmekle mümkündür.

Dış tehlikelere karşı her zaman emniyette olan ABD için bu sistem ideal olabilir.Çevresinde tehlikeli komşuları olmayan bu emperyalist devletin iç ve dış politikasında ciddi çatlaklar yoktur.Bu sebepten sistem sadece Amerika′da istikrarlı bir şekilde yürümektedir.Başkanlık sistemi ABD′nin kuruluşu ile tatbikat sahasına konulduğu için toplumsal mutabakatı yüksek olmuştur kendi kıtasında. Devlet anayasa ile kurulduğundan tüm kuruluş öncesi sıkıntılar anayasa ile aşılmıştır.Biz de ise devlet ve millet hayatındaki tüm ıstıraplar güçlü bir parlamenter yapı ile dindirilmiştir geniş bir toplumsal ittifakla. Milletlerin kendine özgü yapıları ve tarihi süreçleri sistemlerin tercihini doğrudan etkilemektedir.

Uzlaşma kültürü zayıf,siyasi kutuplaşması yüksek olan toplumlar için başkanlık sistemi tam bir felakettir.Parlamenter rejimin Türkiye′de yönetim istikrarsızlığına ve krizlere yol açtığını düşünenler için başkanlık sistemi bir can simidi hüviyetinde ambalajlanmakta, sistemin gönüllüsü olmaya aday bir çok yarı aydın zümre tarafından habire cilalanmaktadır. Evet kabul ve itiraf etmek gerekir ki ekonomik sosyal ve siyasal olarak hükümet krizlerinin bedeli bu ülkeye en ağır bir şekilde ödetilmiştir.Kalkınmayı engelleyen hükümet krizleri ve sonrasında yaşanan büyük bunalımlar istikrarı örselemiş her türlü gelişim ve yükselişi önlemiştir.Başkanlık sistemi ile güvenoylaması,koalisyon ve olası hükümet krizleri aşılmak istenmektedir.Bu siyasi çıkış yolunu topluma dayatmak isteyenler şunu iyi bilmelidir ki sorun sistemin kendisinde değil ileri demokrasiye geçemeyen ilkel zihniyetlerdedir.Sorun,sistemin yapısal olarak değiştirilmesi ile değil ileri demokrasiye geçilerek ilkel zihniyetlerin değişmesi ile çözümlenebilir ancak.Parlamenter sistemi daha demokratikleştirmek hem diktatörlüğe geçiş tehlikesini ortadan kaldıracak hem de yasama ve yürütme arasında derinleşecek olası ihtilafların sistemi büsbütün tıkamasının önü alınmış olacaktır.Yasama ve yürütme organları arasındaki kilitlenme olasılığı iktidar-muhalefet ilişkilerini daha gergin ve çatışmalı bir hale getirecektir.

Başkanlık sistemi iktidarın şahsileşmesine son derece müsait olduğundan totaliter bir karakter yapısına sahip olan FETÖ ve APO tarafından sistemin tatbikatı hararetle arzu edilmiştir.İşin esası şudur:Başkanlıkla çok sayıda özerk kuruluşun iktidar üzerinde müessir olma gücü artacağından dolayı sistemi devreye sokup devleti devredışı bırakmak isteyenlerce bir pratik çıkış yoludur.Meselenin bu boyutunu es geçmeden siyasi iktidar başkanlık sistemi tartışmalarını çarçabuk bitirmeli daha güçlü parlamenter rejim için eşitlik ve denge ölçülerine riayet ederek devletin varlığı ve milletin bütünlüğünü tehlikeye düşürecek siyasi maceralara girmemelidir…

EDİB AYKUT ÇİÇEKLİ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !