15 Temmuz Darbe Girişimi Ve Gerçekler II

 

15  TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ VE GERÇEKLER II

 

Türkiye’yi sarsan darbe girişiminin ardında Akıncı Üssü vardı.Bu üsten kalkan savaş uçakları Ankara’da kritik merkezleri bombalamıştı.T.B.M.M  ve Özel Harekat Polis merkezini bombalayan uçakların kalktığı Akıncı Üssüne dair çarpıcı ayrıntılar şu şekilde ortaya çıkmıştı:FETÖ hücreleri darbe girişiminden üç gün önce Akıncı Hava Üssü’nden kalkan uçaklarla adeta darbenin provasını yapmış,bu bir grup uçak üs çevresinde olağanüstü manevralar yaparak hazırlığa başlamıştı.Bu olağan dışı uçuşlar Karargahın dikkatini çekse de Hava Kuvvetleri’ndeki FETÖ yapılanması söz konusu uçuşları tatbikat perdesiyle ustaca örtmüştü.

Ankara’yı vuran jetler Akıncı 4.Ana jet üssünden havalanmıştı.Bereket ki vatansever askerler silah tehdidine karşı uçaklara yakıt yüklemeyi reddetmişlerdi de bu durum bazı uçakların kalkışlarını engellemiş darbenin başarısız olmasında önemli bir rol oynamıştı.Uçmayı reddeden pilotlar, mühimmat yüklemeyi reddeden bakımcılar dirayetli bir tutumla darbenin akamete uğramasında son derece hayati bir görev üstlenmişlerdi.

Darbe karşıtı subayların kışla içindeki üstün mücadeleleri unutulmazdı.Darbe girişiminin olduğu gece İstanbul Levent’te bulunan Harp Akademisi’nde bulunan üç albay, kurmaylık eğitimi gören diğer subayları da yanlarına alarak kışladan çıkmak istemişler ancak darbe karşıtı subaylarca derdest edilmişlerdi.

Darbe öncesi ülkemizin genel manzarasına bakış bu alçak darbenin niçin gerçekleştirildiğinin ipuçlarını vermekteydi.24 Temmuz 2015’le hız kazanan terörizm mücadelesi ile PKK hendeklere gömülüyor,PYD’nin Suriye sınırındaki kanton birleşimi ile koridor kurma hesaplarına karşı çıkılıyordu.Türkiye Fırat üzerindeki PYD botlarını vuruyor, Azez’deki hedefleri topa tutuyordu.Rusya ile yakın ilişkiler kuruluyor ABD ekseninden çıkış sinyalleri veriliyordu.Tüm bunlar yaşanırken Ordu içindeki Amerkancı yapı Rus uçağını düşürerek darbeye giden yolu kendi akıllarınca açmış oluyordu.Büyük terör eylemleri ülkemizi kaosa sürüklemek isteyenlerce hudutsuzca destekleniyordu.FETÖ yapılanması çözülmeye başlamıştı.Yüksek Askeri Şura tarihin en büyük tasfiyesine hazırlık yapıyordu.Emperyalist sistem düğmeye basmış,Türkiye Fetullahçı-Amerikancı gladyonun tertiplediği darbe teşebbüsü ile iç savaşa yuvarlanacaktı.Türk Ordusu,Türk Polisi ve Türk Milleti şanlı bir direniş sergilediler,emperyalist kalkışmayı yerlebir etmişlerdi.

Darbecilerin ilk baskını Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı’na yaptığı belirlenmişti.Genel Kurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı,eşiyle birlikte darbecilerin takibine uğramış,sonra güç bela takipten kurtularak karargaha gelmişti.Tümgeneral Aksakallı’nın emir subayı Ömer Halisdemir Tuğgeneral Semih Terzi ve ekibinin ÖKK’yı basmasına direnmiş ve darbeci hain Terzi’yi alnından vurmuştu.Ömer Halisdemir o büyük sadakati ile ilk direnişi hakkıyla göstermiş ve tam otuz kurşunla şehit edilmişti. Genelkurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı darbecilerin bu ilk baskınına direnirken tam on yedi şehit vermişti.İşgal edilen ÖKK’yı güvenilir bir ekiple sağlam bir harekat planını devreye sokarak hainleri tek tek indire indire geri alan da Zekai Paşa’dan başkası değildi.O gün oradaki destansı kahramanlıklar darbenin seyrini değiştiren en önemli gelişmelerden biri olarak milletin kalbinde silinmez izler bırakmıştı.

 

Darbeciler ordunun yüzde biri bile değildi.O halde bu cesaret nereden gelmekteydi.?Nasıl olmuştu da bu sinsi ve karanlık yapı ordunun en özel birimlerine sızabilmişti.Evet Orgeneral İlker Başbuğ’un 14 Nisan 2009 günü Harp Akademileri’de yaptığı konuşmayı hatırlamanın tam vaktiydi:

—“ Bazı cemaatler hedeflere ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak TSK’yı görmektedirler.Bu nedenle TSK aleyhine faaliyette bulunmaktadırlar.Bu yapılanmalara karşı hukuk devleti kapsamının kuralları içinde TSK olarak etkisiz ve tepkisiz kalmayacağız”

Dönemin Başbakanı bu ihtarlara itibar etmemiş hatta İlker Paşa’nın böyle bir tehlikeyi abarttığını bile söylemişti.Siyaseten bir gaflet dönemi yaşanmış ve bu hain yapılanma bir büyük dalaletle desteklenmişti.1970’lerden bu yana adım adım TSK’ya nüfuz etmeye başlayan bir örgütün ordu içindeki kökünün kazınması kolay olmayacaktı.Bu darbe girişimi bu kök kazımanın fırsat eşiği idi.Hiç kuşkusuz bu süreçten ordumuz daha güçlerenerek çıkacak ve emperyalizme karşı muharip ve moral gücünü daha da artıracaktı.Devletin tüm kurumlarında FETÖ virüsleri vardı ve bizzat Cumhurbaşkanı bunların temizleneceğini vaad ediyordu.Darbe değerlendirmesinde ısrarla üst akıl vurgusu yapan Cumhurbaşkanı kararlılıkla halka şöyle seslenmişti:

 

—“ Ülkemizin birliğine tahammül edemeyenlerin üst akıllardan aldıkları talimatla ne yazık ki devletimizi ele geçirme hareketi  15 Temmuz’da fiilen silahlı eyleme dönüşmüştür.Yaptığımız davete ülkemizin dört bir yanından tüm vatandaşlarımızın icabet etmesi,meydanları doldurması ve onların tankı topu varsa bizim de imanımız vardır diyerek darbenin karşısında durmaları tankların paletlerin altına yatmaları sıradan bir olay değildir”

 

Darbe girişiminin başarısız olması en çok Batı dünyasını hayal kırıklığına uğratmıştı.ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel darbe girişimiyle ilgili “Temasta olduğumuz bazı komutanlar hapiste” diyerek darbecileri aklamanın derdine düşmüştü.Votel darbeci askerlerin tasfiye edilmesinin “Türkiye-ABD’nin terörle mücadelede işbirliğine zarar verebileceğini” söylerken darbecilerle olan ilişkilerini de itiraf etmiş oluyordu.Darbe girişiminin yaşandığı gün CIA’nın Türkiye uzmanı Henri Barkey Büyükada’da bir toplantıdaydı.Adana’da darbe gecesi İncirlik üssünden kalkan tanker uçaklara ait uçuş güzergahlarını belirleyen radar kayıtları ortaya çıkmış üç tanker uçağın gece boyunca F-16’lara yirmiden fazla yakıt ikmali yaptığı saptanmıştı.Amerikancı darbe girişiminde iki gün önce FETÖ ana dava iddianamesinde PKK’nın canlı bombalarla düzenlediği eylemlerin amacının darbeye zemin hazırlamak olduğu özellikle belirtilmişti

Batı dünyasının hayal kırıklıkları devam ediyordu.Tescilli bir İslam düşmanı olan Robert M:urdoch’ın kanalı Fox News’te ABD’li eski bir asker olan Ralph Peters “Eğer darbe başarılı olsaydı İslamcılar kaybedecek biz kazanacaktık” demekten çekinmiyordu.Pentagon danışmanı Michael Rubin, Mart ayında darbe olması halinde Obama yönetiminin darbe liderlerini kınamaktan öteye gitmeyeceğinin garantisini veriyor bu sebepten Obama daha darbenin ilk anlarında sonucu sessizce beklemeyi yeğliyordu.Rusya’da yayımlanan Ulusal Savunma dergisinin yayın yönetmeni Igor Korotçenko’ya göre ABD istihbaratı darbeyi biliyordu ve hususen Türkiye’yi bilgilendirmemişti.Rusya Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Sergey Markov,başarısız darbe girişiminden saatler önce Moskova’da temaslarda bulunan ABD Dışişleri Başkanı John Kerry’in aniden görüşmelere ara verdiğine dikkat çekmiş ve darbe girişiminin arkasında ABD olduğunu açıkça dillendirmişti..İran lideri Ayetullah Hamaney’in yüksek askeri danışmanı Tümgeneral Yahya Rahim Safavi’ye göre ise Türkiye’deki darbe girişiminin yabancı bir ülkenin bilgisi ve desteği olmadan gerçekleşmesi imkansızdı.

Fethullahçı Terör örgütünün uluslararası yasa dışı faaliyetlerini hukuki olarak soruşturan Amsterdam&Partners Hukuk firmasının yetkilisi Robert Amsterdam darbe ile ilgili “ABD’nin bilgisi olmadan birisinin devlet,yerel ve federal politikalara nüfuz etmesi inanılmaz derecede sofistike ve anlaşılması güç.Açıkcası bunu hiç inandırıcı bulmuyorum.Gülen’i yönlendiren bir abi olduğunu düşünüyorum,aksi takdirde bütün bunlar bir anlam ifade etmiyor” diyecekti.Tüm dünyadan gelen destek açıklamaları sürerken ABD’den gelen ilk açıklamalar kınamaktan sakınan açıklamalardı.ABD Dış Dışleri Bakanı John Kerry “ABD,Türkiyede bir darbe girişimi yaşandığını kimin galip geleceğinin belirsiz olduğunu düşünüyor” diyerek kalblerinin darbecilerden yana olduğunu ima etmişti.Daha sonra ABD’li yetkililer darbenin püskürtülmesinde kahraman halkın, vatansever subay ve emniyet güçlerinin tepkilerini görünce hemen çark etmişlerdi.AB,Almanya,Fransa,İngiltere gibi ülkeler de sessiz kalmışlardı.Bu darbe girişimiyle Türk Milleti Batının ancak kendi çıkarları söz konusu olduğunda aslan kesileceğini iyice anlamıştı.Emperyalist sistemin içyüzü ilk kez bu kadar net bir şekilde ifşa edilmişti.Darbe girişimi karanlık istihbarat birimlerinin pis kokularını yaymıştı bile.İhanet çetesi en kritik tesisleri Meclisi,MİT’i,Özel Kuvvetleri ve bir milleti yoğun ateş altında bırakarak teslim almaya yeltenmişti.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın gayrı resmi yayın organı Foreign Policy darbenin başarısız olmasına fena halde bozulmuş ve “Önce Erdoğan öldürülmeliydi” diyebilecek kadar bir alçaklığa imza atabilmişti.Demokrasi havarisi gibi görünen Batı’nın gerçek yüzünü bir millet daha yakınen görmüştü.Özellikle Batıya karşı daha ılımlı duran muhafazakar kesimde çok ciddi savruluşlar meydana gelmişti darbe sonrasında.Batı, TSK’yı itibarsızlaştırıp ekonomik kırılganlıkları artıracak bir kirli planın tüm cepheleriyle arkasındaydı.Darbe öncesi kredi derecelendirme kurumunun ülkemize karşı olumsuz tavır takınması boşu boşuna değildi.Ülkemizin ve milletimizin yokoluşuna dair küresel senaryolar darbe ile yeniden günışığına çıkmıştı.ABD’nin dini bir grup üzerinden Türkiye’yi teslim alma projeleri iflas etmişti.Çünkü ordu millet elele aksiyonunun şimdiki adı yeniden dirilişti.Bu safhadan sonra milletimiz için yeni medeniyet yolu açılacaktı.Artık hiçbir darbe girişimi yapanın yanına kar kalmayacaktı.Bir millet kendi gücünün sınırlarını yeniden hatırlamıştı.Bu aziz millet istiklal ruhuyla nice zaferler kotaracağını tüm dünyaya haykırmıştı.Tankların altına yatanlar,kurşunlara göğsünü siper kılanlar,F-16’lara çatılardan terlik fırlatanlar bir milletin cesaretinin akıllara durgunluk verecek çapta kanatlanacağını ve büyük destanlar yazacağını dosta düşmana şerefle şanla duyaracaktı..

ABD son yıllarda üstüste bozgun yaşıyordu.Ergenekon tertipleri duvara toslamış Büyük Orta Doğu Projeleri sahada büyük yaralar almıştı.Kumpasların faili milletçe anlaşılmıştı.ABD’nin korkulu rüyası gerçek olmaya başlayacaktı.Bir millet Atlantik sürecindeki makus talihi kıracak ve bu hain emperyalist kuşatmayı sorgulamaya başlayacaktı.ABD ile bir büyük hesaplaşma eninde sonunda yaşanacaktı.Bu hesaplaşma milletin topyekun davası olacaktı.Ve millet kendini bu davanın aşkıyla direnişin ve dirilişin en haysiyetli kıyısında bulacaktı.Bundan sonra bu millet emperyalizmin sahte demokratlarına inanmayacak aldatıcı insan hakları beyanlarına kanmayacaktı.

Gölge CIA olarak adlandırılan Stratfor isimli kuruluş darbe girişiminin gerçekleştiği gece Erdoğan’ın uçuş koordinatlarını sosyal medya üzerinden paylaşmış,”darbe bitmemiş belki de yeniden başlıyor olabilir” ifadelerini takipçileri ile paylaşmıştı. Rusya Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Sergey Markov Sputnik sitesine yaptığı açıklamada Türkiye’de yapılan FETÖ’cü darbe girişimine ABD medyasının destek verdiğini belirtmiş ve ardından ” Darbe girişiminin kökleri Amerikaya uzanıyor.Amerikan basını bilinçli olarak Erdoğan’ın kaçtığına dair yalan haberler çıktı.Amaç darbecilere yardımcı olmaktı”demişti

Alman gazeteci Martin Lejeune ülkesindeki basının darbe yanlısı tutumuna büyük tepki göstermiş ve “Bir Alman olarak Alman medyasının darbe girişimi sonrasında yaptığı Türkiye aleyhtarı yayınlardan utanç duyuyorum.Türkiye;ekonomisi,siyaseti, askeri gücü ve jeopolitik kapasitesi ile .ok sayıda bölgesel güç haline gelecek.Muhtemelen tüm Avrupa ülkeleri,Türkiye’nin tekrar güçlenmesinden korktu çünkü yeni ve güçlü Türkiye artık batılıların kontrolünde olamayacaktı” diye hadiselere isabetli bir yorum getirmişti.İran Hamaney’in beyanlarıyla,darbe girişiminde ABD’yi açıkça işaret ederken, Katoliklerin ruhani lideri ve Vatikan Şehir Devleti Başkanı Papa Francesco ise “Bu konuda konuşmadım çünkü aldığım bilgilere göre orada henüz ne olduğundan emin değilim”diyerek sessizce darbecilerin muzafferiyetini beklediğini hissettirmişti.Batı için taktik ortaklığı vardı.Sabırla beklenecek sonuç iyice gözlemlenecek ona göre hareket edilecekti.Batı bu bekleyişle devinirken Türk Milletinin gözünde NATO ve ABD’nin hükmü iyice belirginleşmişti.

Bu durum Batıyı endişelendirmiş ABD’nin önde gelen gazetelerinden Thee Wall Street Journal için makaleler kaleme alan uzmanlar Türkiye’nin güvenilir bir müttefik olmadığını bu yüzden Washington’a İncirlik Üssü’nden vazgeçilmesi gerektiği önerilmişti.ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey Hürriyet gazetesine bir röportaj vermiş Batıya boyun eğmeyen bir Türkiye’den Batının hoşnut olmayacağını beyan etmiş ve “Erdoğan Washington’da sevilmiyor.Avrupa’da sevilmiyor.Otoriter görülüyor ve iyi bir oyuncu olmadığı düşüncesi hakimBatı daha önce Erdoğan’dan daha otoriter olan çok liderle muhatap oldu,olmaya da devam ediyor.Ama fark şu: Suudlar,Mısırlılar sonunda bize yaltaklanıyor,Erdoğan ise bizimle çatışıyor,çelişkilerimizi yüzümüzee vuruyor,dostumuz olmaya çalışmıyor.” diyerek bir darbe teşebbüsünün Batı perdesini cesurca aralamıştı.Batı bu haleti ruhiyeyle başarısızlıkla neticelenmiş bir darbe girişimine karşı üzüntünü hep saklamıştı.Bu tarihi fırsatla Erdoğan’dan kurtulamamanın acısını hep duyacaktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Batı’nın darbe girişimi karşısındaki sessizliğini açıkça eleştirmişti.Rusya Devlet Başkanı Putin, Erdoğan’ı ilk arayan liderlerden olmuştu.Batının darbecilerin yanında yer aldığını artık sağır sultan bile duymuştu.Fethullahçı Terör Örgütü lideri Gülen’in,eski CIA Ulusal İstihbarat Konsey Başkan Yardımcısı Graham Fuller,eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman ve ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Morton Abramowitz gibi yüksek bürokratların referansıyla ikamet ettiği ABD’den birbiri ardına gelen açıklamalarla darbe girişiminin arkasındaki elin kim olduğu iyice netleşmişti.

15 Temmuz sonrası Batı net bir tavır takınmayıp darbeciler için endişelenirken gerçek dostluk ve dayanışma tavrı Asya ülkelerinden gelmişti.Bu durum ABD’yi daha da endişelendirmiş ve Başkan Yardımcısı Jeo Bıden’ı arabulucu olarak Türkiye’ye göndermişti.Bıden “ Türkiye’nin kusura bakmayın ama ABD’den daha iyi bir dostu yoktur.Bizden ABD’den daha büyük arkadaşı yoktur Türk Milletinin.Biz her zaman ortak değerlerimiz ve güvenliğimiz için birlikteyiz” diyerek darbe sonrasında ABD ekseninden hızla uzaklaşan muhafazakar kesimin bilinç sıçramasını geriletmek istemiş bu yüzden duygusal bir çizgide analitik olmayan değerlendirmeler yapmıştı.Kahramanlarımıza olan vurgu ve hayranlık asıl faili gizleme ve unutturma telaşındandı…

 

EDİB AYKUT ÇİÇEKLİ

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !